Dolar 46,4914
%0.04
Euro 52,8917
%-0.08
Altın 6.061,526
%-1.33
Bist-100 14.539,61
%0

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Bağcıoğlu’ndan Doğu Akdeniz ve KBRN uyarısı: Türkiye stratejik kuşatmaya karşı inisiyatif almalı

Bağcıoğlu’ndan Doğu Akdeniz ve KBRN uyarısı: Türkiye stratejik kuşatmaya karşı inisiyatif almalı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Doğu Akdeniz’deki son gelişmeler ile askeri sağlık sisteminin kaldırılmasının KBRN tehditlerine karşı yaratabileceği zafiyetlere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bağcıoğlu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin bölgesel karar alma mekanizmalarının dışında bırakılma riskine karşı uyarıda bulunurken, askeri sağlık sisteminin ve GATA’nın yokluğunun olası kriz anlarında ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

  • Ege Postası
  • 23.06.2026 - 12:06

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Doğu Akdeniz’de yaşanan son gelişmeler, Türkiye’nin bölgedeki stratejik konumu ve askeri sağlık sisteminin kaldırılmasının KBRN tehditlerine karşı oluşturabileceği riskler hakkında açıklamalarda bulundu.

Bağcıoğlu, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilen Eastern Mediterranean Gateway Act, yani Doğu Akdeniz Bağlantı Koridoru Yasa Tasarısı’nın yalnızca enerji veya ulaştırma alanında değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Söz konusu tasarının henüz yasalaşmamış olmasına rağmen, ABD, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında son yıllarda geliştirilen stratejik iş birliğini enerji, ulaştırma, dijital altyapı, kritik tesislerin korunması ve güvenlik boyutlarıyla kurumsallaştırmayı hedeflediğini ifade eden Bağcıoğlu, Türkiye açısından dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

DOĞU AKDENİZ UYARISI

Bağcıoğlu, yasa tasarısıyla Doğu Akdeniz’in Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru kapsamında Avrupa’ya açılan stratejik kapı olarak konumlandırılmasının amaçlandığını belirtti.

Elektrik bağlantı projeleri, LNG terminalleri, enerji nakil hatları, limanlar, deniz ulaştırması ve veri altyapılarının aynı çerçevede ele alındığını kaydeden Bağcıoğlu, düzenlemenin ekonomik boyutunun yanı sıra jeopolitik ve güvenlik boyutunun da bulunduğunu dile getirdi.

Deniz güvenliği, siber güvenlik ve kritik altyapıların korunmasına yönelik iş birliği alanlarının da yasa kapsamında değerlendirildiğine dikkat çeken Bağcıoğlu, Türkiye’nin doğrudan hedef alınmasa da Doğu Akdeniz’in geleceğini şekillendirmeyi amaçlayan bu yapılanmada yer almadığını söyledi.

Bağcıoğlu, “Bu nedenle mesele yalnızca enerji projeleri değil, bölgesel karar alma mekanizmalarının ve stratejik ortaklıkların Türkiye dışında şekillenmesi riskidir” değerlendirmesinde bulundu.

“MESELE YARININ BÖLGESEL DÜZENİNDE KİMİN SÖZ SAHİBİ OLACAĞIDIR”

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumasının güçlü bir deniz gücü, etkin diplomasi, uluslararası hukuka dayalı kararlı bir duruş ve bölgesel gelişmeleri doğru okuyarak zamanında inisiyatif alınmasıyla mümkün olduğunu belirten Bağcıoğlu, bölgede kurulan her yeni yapının Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.

Bağcıoğlu, “Mesele bugün hangi projenin hayata geçtiği değil, yarının bölgesel düzeninde kimin söz sahibi olacağıdır” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ KUŞATMA GİRİŞİMLERİNE KARŞI STRATEJİK VİZYON GEREKİYOR”

Bağcıoğlu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi kuşatma ve sınırlandırma hedefli siyasi ve ekonomik girişimlere karşı Türkiye’nin deniz güvenliği harekâtlarının yalnızca ulusal savunma boyutuyla değil, bölgesel barış ve istikrara katkı sunacak stratejik bir vizyonla güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Karadeniz Uyumu Harekâtı ve Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nın Türkiye’nin deniz güvenliği mimarisindeki merkezi rolünün çok önemli olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, özellikle Doğu Akdeniz’de diplomatik açılımlardaki gecikmelerin Türkiye’ye ciddi stratejik fırsatlar kaybettirdiğini ifade etti.

Karadeniz Uyumu Harekâtı’nın Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 1 Mart 2004’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına dayanılarak başlatıldığını hatırlatan Bağcıoğlu, harekâtın yasa dışı göçle mücadele, denizde yasa dışı faaliyetlerin önlenmesi, terör ve deniz haydutluğu ile mücadele, sualtı iletişim kabloları ve boru hatlarına yönelik asimetrik tehditlere karşı istihbarat paylaşımı ve ortak keşif-karakol faaliyetlerini kapsadığını kaydetti.

Rusya, Ukrayna ve Romanya’nın katılımıyla NATO ile entegre bir yapı olarak başlayan harekâtın, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle artan gerilime ve Ukrayna’nın katılımını askıya almasına rağmen Türkiye’nin liderliğinde kesintisiz sürdüğünü belirten Bağcıoğlu, Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nın da 2006’dan bu yana Doğu Akdeniz’de barış ve güvenliği sağlamak amacıyla yürütülen sürekli bir deniz güvenlik harekâtı olduğunu ifade etti.

MISIR İLE İLİŞKİLER VURGUSU

Bağcıoğlu, 13 yıl aradan sonra Mısır ile gerçekleştirilen deniz tatbikatı, karargâh görüşmeleri, imzalanan Askerî Çerçeve Anlaşması ve son olarak yapılan hava tatbikatlarının Doğu Akdeniz’de güvenlik ve istikrara katkı sağlayabilecek kritik ve gecikmiş adımlar olduğunu söyledi.

Mısır ile ilişkilerin iç politikaya ve seçim hesaplarına kurban edilmesinin Türkiye’ye ne kaybettirdiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, ilişkilerin kesintiye uğramaması halinde Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda Türkiye’nin milli menfaatlerine daha uygun kazanımlar elde edilebileceğini savundu.

Mevcut konjonktürden yararlanılması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, Karadeniz Uyumu Harekâtı’na benzer şekilde Akdeniz Kalkanı Harekâtı’na da uluslararası bir kimlik kazandırılabileceğini, böylece Akdeniz’de kalıcı ve kapsayıcı bir güvenlik mimarisi oluşturulabileceğini ifade etti.

Bağcıoğlu, bu kapsamda öncelikle Suriye ve Mısır’ın, ardından Libya ve Lübnan’ın Akdeniz Kalkanı Harekâtı’na katılımının sağlanmasının Türkiye’nin öncülüğünde Akdeniz’de barış, istikrar ve deniz güvenliğine somut katkı sunabileceğini belirtti.

KBRN TEHDİDİNE KARŞI SAĞLIK SİSTEMİ UYARISI

Bağcıoğlu, açıklamasında askeri sağlık sisteminin kaldırılması ve GATA’nın kapatılmasıyla KBRN savunması alanında oluştuğunu belirttiği zafiyetlere de dikkat çekti.

2016’da askeri sağlık sisteminin ortadan kaldırılmasıyla GATA’nın merkezinde olduğu KBRN uzmanlığına dayalı çok disiplinli yapının dağıldığını savunan Bağcıoğlu, askeri-sivil entegrasyona dayalı eğitim zincirinin kesildiğini, kritik KBRN senaryolarına yönelik sağlık temelli tatbikat, simülasyon ve kriz yönetimi sistemlerinin de duraksadığını ifade etti.

Türkiye’de bugün koordineli bir KBRN sağlık müdahale zinciri eksikliği yaşanması olasılığının bulunduğunu söyleyen Bağcıoğlu, yalnızca “iyot tableti” dağıtmanın böyle bir sistemik eksikliği telafi etmeye yetmeyeceğini belirtti.

“GATA’NIN YOKLUĞU SESSİZ AMA DERİN BİR ZAFİYET”

Dünyanın nükleer güçler arasında doğrudan çatışma riskinin arttığı, kirli bomba, biyoterör ve kimyasal sabotaj ihtimallerinin gündeme geldiği, nükleer santral, enerji hatları ve su kaynakları gibi kritik altyapıların hedef olabileceği bir döneme girdiğini belirten Bağcıoğlu, askeri sağlık sistemindeki boşluğun büyük bir sivil kriz anında daha derin hissedilebileceğini kaydetti.

Bağcıoğlu, yalnızca KBRN tıbbında değil, askeri tababet alanında da uzmanlaşmış, karar vericilerle doğrudan entegre çalışan, askeri hafızaya ve kurumsal kültüre sahip yapıların yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Askeri Sağlık Sistemi’nin ve bu sistemin en önemli bileşeni olarak değerlendirdiği GATA’nın yokluğunun bugün “sessiz ama derin bir zafiyet” olduğunu söyleyen Bağcıoğlu, “Yarın ise çok geç fark edilen bir kriz olabilir” uyarısında bulundu.

Bağcıoğlu, “Artık oyalama politikasına son verilmeli, bir an önce bu zafiyet giderilmelidir” dedi.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.