Dolar 43,2993
%0.06
Euro 50,8288
%0.14
Altın 6.714,930
%1.46
Bist-100 12.806,00
%0

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
'Editör Masası' ilk yayınında sert çıktı: Emekli zamları, siyasi transferler ve Phuket tatili eleştirileri

'Editör Masası' ilk yayınında sert çıktı: Emekli zamları, siyasi transferler ve Phuket tatili eleştirileri

NEO TV'nin yeni programı Editör Masası, ilk bölümüyle emekli maaşlarından siyasetteki ilkesizliğe, yerel yönetimlerdeki krizlerden ekonomik adaletsizliğe kadar birçok başlıkta sert ama net bir tablo ortaya koydu. 

  • Ege Postası
  • 09.01.2026 - 00:01
  • Güncelleme: 09.01.2026 - 10:48

EGE POSTASI- NEO TV’nin yeni programı Editör Masası, ilk yayınıyla Türkiye’nin kronikleşen sorunlarını tüm çıplaklığıyla masaya yatırdı. Gazeteci Nil Kahramanoğlu’nun moderatörlüğünde ekrana gelen programda; NEO TV Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Umutoğulları, NEO TV Genel Müdürü Halil Solak ve NEO TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Gözalan, ekonomi başta olmak üzere siyaset ve yerel yönetimlere ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Programda emekli maaşlarına yapılan zamlar, TÜİK verileri, siyasi parti transferleri ve CHP’li belediyelere yönelik tartışmalar sert ifadelerle ele alındı.

Emekliye yüzde 12 zam: “Bu bir zam değil, zamcık”

Editör Masası’nın ilk gündem maddesi, Ocak ayıyla birlikte açıklanan emekli maaşı artışları oldu. SGK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan yüzde 12,19’luk zam, program konuklarının ortak tepkisini çekti.

Mithat Umutoğulları, yapılan artışın emeklinin yaşam koşullarını iyileştirmekten uzak olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Buna zam demek mümkün değil, bu olsa olsa ‘zamcık’ olur. Hükümet vergi almaya gelince enflasyonu yüksek görüyor ama maaş vermeye gelince enflasyon küçülüyor. En düşük emekli maaşı 18-19 bin lira civarında. Bu parayla ne yapılabilir?”

“Emekli geçinemiyor, yaşamaktan bile keyif almıyor”

Umutoğulları, emeklilerin artık yalnızca geçim değil, yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. AK Parti iktidarının ilk yıllarında emekli maaşlarının asgari ücretin yaklaşık bir buçuk katı olduğunu hatırlatan Umutoğulları, bugün gelinen noktada bu dengenin tamamen bozulduğunu söyledi.

“Bugün asgari ücret 28 bin lira. Emekli maaşının 40 bin lira civarında olması gerekirdi. Ama emekli 18 bin liraya mahkûm ediliyor. Bu insani bir durum değil.”

İzmir gerçeği: "19 bin lirayla ev kiralamak bile mümkün değil"

Nil Kahramanoğlu, emeklilerin yaşadığı barınma krizine dikkat çekti. İzmir özelinde konuşan Kahramanoğlu, “19 bin liraya İzmir’de ev kiralamak bile mümkün değil. Emekli başını sokacak bir evin kirasını dahi karşılayamıyor” dedi.

Umutoğulları ise huzurevlerinin bile bu maaşlarla ulaşılamaz hale geldiğini belirterek, emeklilerin sosyal hayattan tamamen dışlandığını vurguladı.

“Bu zam geçim zammı değil, idare etme zammı”

Hakan Gözalan, emekli zamlarının rakamsal olarak anlatıldığını ancak gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmadığını ifade etti.

“Bu zamlar TÜİK tablolarında var. Gerçek hayatta, markette, pazarda yok. Bu bir geçim zammı değil, idare etme zammı.”

Gözalan, market fiyatları üzerinden verdiği örneklerle hayat pahalılığının ulaştığı boyutu gözler önüne serdi.

TÜİK verileri tartışması: “Oynanmış rakamlar”

Halil Solak, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları ile bağımsız kuruluşların verileri arasındaki büyük farklara dikkat çekti.

“TÜİK Aralık ayı enflasyonunu yüzde 30 açıkladı. Bağımsız kuruluşlar yüzde 56 diyor. Bu oynanmış veriler yüzünden emeklinin, işçinin maaşına makas atılıyor.”
Solak, ekonomide düzelme için adalet ve güven ortamının şart olduğunu vurguladı.

“Emekliye yüzde 12, milletvekiline yüzde 40”

Programda milletvekili maaşlarına yapılan zamlar da sert biçimde eleştirildi. Halil Solak, “Milletvekilleri kendilerine gelince yüzde 38-39 zam yapıyor. Emekliye gelince kaşığın ucuyla veriyorlar” ifadelerini kullandı.

Siyasi transferler gündemde: “İlkesizlik ve fırsatçılık”

CHP’den AK Parti’ye geçen Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın parti değişikliği de Editör Masası’nda masaya yatırıldı.

Mithat Umutoğulları, bu geçişi ilkesizlik olarak nitelendirerek, “Seçmenin oyunu alıp başka partiye geçmek emanete ihanettir” dedi.

Hakan Gözalan ise milletvekilliğinin bir tapu değil, milletin emaneti olduğunu vurguladı.

“Bu transferler siyasete güveni bitiriyor”

Programda siyasi parti değiştiren milletvekillerinin, seçmenin siyasete olan güvenini zedelediği ortak görüş olarak öne çıktı.

Halil Solak, “Bu tür isimler siyaseti güçlendirmiyor, kirletiyor” ifadelerini kullandı.

Buca Belediyesi krizi: “Zamanlama siyasi felaket”

Programın son bölümünde Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın, belediyede işçi eylemleri sürerken Phuket Adası’na gitmesi tartışıldı.
Konuklar, meselenin tatil değil zamanlama ve empati eksikliği olduğunu vurguladı.

Umutoğulları, “Kriz varken tatile çıkılmaz. Bu siyaseten büyük bir hatadır” dedi.

“CHP büyük zarar gördü”

Halil Solak, yaşanan sürecin CHP’ye ciddi zarar verdiğini belirterek, “Bu olay manşet oldu, gündemi tamamen değiştirdi. Parti büyük yara aldı” ifadelerini kullandı.

İşte programda konuşulan tüm konular:

Nil Kahramanoğlu: En çok tartışılan konulardan biriyle başlamak istiyorum. Emekli maaşlarına yapılan zamlar. Can alıcı mesele ekonomi, ekonomik kriz. Asgari ücrete yapılan zammı hepimiz biliyoruz. Çokça konuştuk, çokça tartıştık. Ocak ayının gelmesi enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte emeklilere yapılacak zamlar da açıklandı. Yani işte zam diyoruz ama işte ne kadar geçim sağlamaya yetecek. SGK ve Bağkur emeklilerine yüzde 12.19'luk bir zam yapıldı. 

HÜKÜMETİN BÖYLE BİR CİMRİ TARAFI VAR

Mithat Umutoğulları: Tabi zam değil aslında ‘zamcık’ oldu. Yani Türkiye'de bu kadar koşulların zorlaştığı bir dönemde iktidarın özellikle kendisinin verdiği, hükümetin cebinden çıkan paralarla ilgili böyle bir cimri tarafı var. Ama vatandaştan vergi almaya gelince enflasyon yükseliyor. Ama maaş vermeye gelince enflasyon böyle işte küçücük, ufacık oluyor. Ama olan da işçiye memura oluyor. Dolayısıyla hükümetin büyüme politikalarına baktığınız zaman o büyüme politikasıyla ya da bize anlatılan o politikayla hiç bağdaşmadığını görüyoruz. Yani yüzde 12, en düşük emekli maaşı işte  18-19. 19 bin lira diyelim, yuvarlayalım onu. 19 bin lira ne alınabilir mesela?

Daha zam yapılmadan yılbaşı bittiği gecesi zamlar yağmur gibi gelmeye başladı. Şimdi dolayısıyla verilen zamların hiçbir önemi yok. Yani bugün muhalefet de bunu söylüyor zaman zaman. İşte emekli maaşı şu kadar olmalı, bu kadar olmalı. Ama iş eyleme geldiğinde ya da bunu somut iktidara dayatmanın ya da iktidardan bunu almanın yolunu ne olduğuna gelince de çok zayıf…. Hakikaten muhalefetten de çok cılız sesler geliyor. Oysa 16-17 milyon civarında emekli var. Dolayısıyla seçimin kaderini etkileyen bir kitle. Ama maalesef Türkiye'de insanlar artık bırakın geçinmeyi, yaşamaktan bile artık haz alır durumda değiller. Dolayısıyla geçinemiyor emekli ve maalesef hükümet çok uzun zamandan beri emeklilerle ilgili bir inisiyatif kullanmıyor. AK Parti iktidara geldiğinde bir emekli, asgari ücretlinin bir buçuk katı fazla maaş alıyormuş. Yani bugün bir asgari ücret 28 bin liraysa ortalama işte 42-43 bin lira maaş alıyormuş. Dolayısıyla bugün bu seviyelerde olması gereken emekli maaşı 18 bin lira, 20 bin lira civarında. Dolayısıyla benim açımdan iktidarın kendine açıkladığı ekonomik programa hiç uymayan dolayısıyla bir taraftan ekonomi şahlanıyor, her şey güllük gülistanlık ama diğer taraftan da artık üretim çağını geçmiş insanların da gerçekten barınabilmesi de iyice zorlaşıyor. Çok insani bir durum değil yani.

EV KİRASINI KARŞILAYAMAYACAK

Nil Kahramanoğlu: 19 bin liraya yakın bir ücret alıyorlar dedik. Günümüz şartlarında yani başka şehirleri konuşmak da tabii ki pek memnun değil. İzmir'de olduğumuz için İzmir özelinde konuşursak 19 bin liraya kiralık ev bulmak mümkün mü mesela? Değil. Yani bırakın bir ay boyunca geçinmeyi oturdukları başını sokacakları bir ev kirasını dahi karşılayamayacak.

BU PARAYA HUZUREVİ BULAMAZ

Mithat Umutoğulları: Bugün barınmak için bir emekli huzurevine gitse huzurevi almıyor o parayı. Bırakın evde kirayı. ‘Çocuklara yük olmayayım gideyim ben bir huzurevinde yaşayayım’ dese. Huzurevi kabul etmiyor. O yüzden de meseleye biraz insani yönden bakıyorum. Çünkü emekliler genelde yaşlanmış artık çalışacak durumda olmayan insanlar. Dolayısıyla ben insani yönden bakıyorum ve hakikaten iktidarın çok acımasız bir şekilde emekliler üzerinde bir politikası var. Yani vermeme politikası var. 

VİCDANA SIĞMIYOR

Nil Kahramanoğlu: Hiçbir şekilde o vicdan dediğimiz şeye sığmayan bir durumla karşı karşıya emekliler. Yalnızca seçim dönemlerinde belirli zamanlarda hatırlanan yapılacaksa işte 3-5 kuruş fazladan zam yapılan ama onun dışında işte böyle. açlık sınırının çok çok altında ücretlerle yaşamak zorunda bırakılan bir kesim. 

VİCDAN TERAZİSİNİN SON DÖNEMDE KEFESİ ŞAŞTI

Hakan Gözalan: Tabii ki aslında bugün emekli zamlarını rakam rakam anlatıyoruz. Normal SGK emeklileri yüzde 12, memur emeklileri yüzde 18. Şu soruyu sormamız gerekiyor aslında. Bu rakamlar emeklinin hayatında neyi değiştirdi? Cevap çok açık ve net aslında. Hiçbir şeyi değiştirmedi. Çünkü aslında baktığımız zaman bu rakamlar TÜİK tablolarında değil, rakamlar gerçek hayatta, markette, manavda. Yani bunu görmezden gelmemiz artık mümkün değil. Maaş artıyor ama bir yandan da marketlerde, manavlarda fiyatlar artmaya devam ediyor. Bakın ben aslında çok küçük bir örnek vermek istiyorum sizlere. Dün domates almak istedim. 4 tane domatese 35 TL markette para verdim. Ve gerçekten de bu durum işler acısı bir durum. Aslında bu zam geçim zammı değil verilen bu zam İdare etme zammı. O yüzden iktidar sahipleri Hükümet hem emekçi olsun hem asgari ücretli olsun. Bu zamları verirken biraz vicdan terazisiyle hareket etmek gerekiyor aslında. Fakat burada vicdan terazisinin son dönemde kefesi şaştı. Kefesinin şaşmasının nedeni bu rakamların sahaya yansımaması. O yüzden aslında baktığımız zaman geçim değil, o yüzden diyorum idare etme zammı. Ve aslında düşünün, emekliler yıllarca mücadele veriyor, çalışıyor, didiniyor. Bu ülke için üretiyorlar, bu ülke için mücadele veriyorlar ve rahatlaması gereken bir dönemde aslında geçim derdine düşüyorlar. Biraz empati yapmak gerekiyor. Biraz daha hem asgari ücretliye, asgari ücretliye verilen zam da maalesef yetersiz. Bunun da altını çizmek gerekiyor. O yüzden milyonlarca emekli vatandaşımız var. Vicdan terazisiyle hareket edilmiyor son dönemde. Çünkü gerçekten 2025 ciddi manada iliklerimize kadar enflasyonu hissedilen bir yıl oldu.  Bugün emekli zammıyla kira mı ödenebilir? Hayır. Kirayı ödediğimiz zaman kira biter. Doğal gaz mı, su mu, elektrik faturası mı? Yani bunlarla beraber vatandaş zaten her zaman eksiye düşmüş durumda. Yani pazardaki fiyat belli, marketteki fiyat belli. Et fiyatlarını hiç konuşamıyoruz. Bu zamlar veriliyor ama bir türlü etiketlere müdahale edilmiyor. Yani buradaki asgari ücret zammında hepimiz gördük. Yine emekli zammında da gördük. Baktığımız zaman zammın gelmesiyle beraber teker teker marketlerdeki etiketler değişmeye başladı. 

BU ÜLKE KOŞULLARINDA MUTLU OLMA ŞANSINIZ VAR MI?

Mithat Umutoğulları: Çok basit bir şey. Yurt dışından emekliler buraya geliyor. Adam emekli olursa dünyayı dolaşıyordur. Geçinmeyi geçtim yani. Dünyanın her yerine gidip, gezip dolaşabiliyorlar. Çünkü alıklar ücret, onların hayatını devam ettirebileceği ve gerçekten emeklilikten sonra da artık dünyada gezmek istediği yere gidiyor. Ama biz çok iddialı bir hükümetimiz var değil mi? Yıllardan beri hep iddiasını ortaya koyuyor. Biz dünyanın en gelişmiş ülkelerinden bir tanesi olduğumuzu düşünüyoruz. Dolayısıyla ekonomik olarak güçlü olduğumuzu düşünüyoruz. Ama iş kendi vatandaşının yaşamına, refah içerisinde yaşamasına gelince maalesef kendi vatandaşına cimri davranıyor. Şimdi dolayısıyla bu kadar problemin, sıkıntının olduğu bir yerde ondan sonra insanlar mutsuz, tabii ki mutsuz olacak. Ya bu ülkede şu koşullarda mutlu olma şansınız var mı? Düşünebiliyor musunuz? Bir yıl bekliyorsunuz emekli aylığına, zam gelecek diye. Gelen para 2 bin lira. Ve siz daha onu almadan evinizin emlak vergisine zam geliyor. İşte içtiğiniz suya zam geliyor. Meyveye, sebzeye, ete zam geliyor. O zaman şöyle düşünüyorsunuz. Keşke bunların hiçbirine zam gelmese bizim maaşlarımız da artmasa. Çünkü her maaşımıza zam geldiğinde biz zarara gidiyoruz.

Hakan Gözalan: Fırsatçılığın da önüne geçilemiyor. Yani biz bunu özellikle de pandemi döneminden sonra sıkça yaşamaya başladık. Yani her zam döneminde baktığımız zaman sürekli etiketlerin değiştiğini görüyoruz.

Mithat Umutoğulları: Üreteceksin. Eğer patatesi, domatesi kendin üretirsen, planlamayı doğru yaparsan, işte Antalya'dan İzmir'e domates getirirsen, 30 bin lira, 40 bin nakliye parası verdiğinde o 30-40 bin lira nakliye ne oluyor? Domatesin üzerine geliyor. Fiyatın içine ekleniyor. Ama sen domatesi burada ekersen nakliye olmayacak. Dolayısıyla 80 liraya aldığın domatesi alacaksın 30 liraya.

TEMEL SEBEBİ ARACILAR

Halil Solak: Orada biraz da aracı ama mesela Menderes'tei Seferisar'da mandalina baheçeleri var değil mi? Oradan işte tarladan 3 liraya 5 lira alıyorlar. Buraya gelene kadar. 40-50 lira oluyor. Bunun temel sebebi aracılar..

NİYE ÜRETMİYORUZ?

Mithat Umutoğulları: Teşvik olması lazım. Hollanda'ya gittik. Bir mantar fabrikası kurmuşlar, 20 kişi falan çalışıyor. Fabrika işte 300-400 metrekare bir alana kurulmuş. Çalışanın sigortasını devlet ödüyor. Makineyi devlet almış. Fabrikayı devlet kurmuş. İşverene orayı kurup teslim etmiş ve çevre illerden, ilçelerden topladığı mantarı getirip paketliyor. Diğer Avrupa ülkelerine ihracat yapıyor. Şimdi dolayısıyla işte Hollanda tarımda İzmir kadar bir yer. Tarımda dünyada öncü. Türkiye'nin neresine giderseniz gidin, buradan Ödemiş'e gidin, Kars'a gidin, Erzurum'a gidin, başka yerlere gidin. Türkiye'nin her tarafında tarım yapmaya, hayvancılık yapmaya elverişli topraklarımız var. Dört mevsimi de yaşayan bir ülkeyiz değil mi? Niye üretmiyoruz? Niye işte biz üretemediğimiz için her şeyi pahalı yiyoruz? Dolayısıyla bizim yediğimiz, içtiğimiz şeyleri biz kendimiz üretebilsek dolayısıyla ne kadar zam gelirse gelsin bizi etkilemeyecek yani.

TEŞVİKTE DE DENETİM YOK

Halil Solak: Üretiyoruz da şimdi ürettiği ürün, onun için harcadığı emek, su, enerji giderleri… Mahsül ettiği ürünün giderlerini karşılamadığı için kimse ekip biçmiyor. Hayvancılık yapmıyor. Meraları bugün çoğu meraları yok ediyoruz. Burada üretim teşvik ediliyor ancak görsel olarak yani 3-5 tane örnek vardır. işte bazen çıkıyor haberlerde ben teşvik aldım, hayvancılığa başladım, şu kadar hayvanla başladım, şu kadar hayvanım oldu. Bunlar çok mikro ölçekli. Bizim teşviği daha yapmamız lazım. Ama bunun için de hükümetin, işte Tarım Bakanı'nın veya ilgili bakanlıkların devreye girmesi lazım. Ki bizim ülkemizdeki temel sıkıntılardan biri de teşvikte de denetim yok. Parayı veriyor, arkasına bakmıyor. Ayrıca kendimize yakın olanlara verelim ki onlar kalkınsın. Onlar da işi bilmiyorlarsa liyakatli değillerse, işten anlamıyorlarsa ya batırıyorlar işi ya da öyle kendilerine yetecek şekilde devam ediyor.

YATIRIM BOŞA GİDİYOR

Mithat Umutoğulları: Adam hayvan çiftliği kuracağım diyor. 1000 tane büyük baş hayvanın parasını alıyor. Ortada ne çiftlik var ne bir şey var. Kim? Adam işte milletvekilinin yakını, İl başkanının yakını, yok AK Parti teşkilatları içinden yok hükümete yakın biri... Şimdi bu kadar teşvin verildiği, bu kadar denetlenmediği bir yerde hükümet olarak ne kadar şey yaparsan yap. Şimdi hükümet sana teşviği verip takip ederse orada bir üretim olursa bunun bir anlamı var. Ama verdiğin teşviğin banka kredilerinin sen hangi niyetle, hangi maksatla verdiğini takip edemiyorsan zaten yaptığın yatırım da boşa gidiyor.

BU ZİNCİR MARKETLERİN YAKASINA YAPIŞMAK GEREKİYOR

Hakan Gözalan: Az önce ifade ettiler. Şimdi baktığımız zaman tarlada 1 lira olan bir ürün bugün markete gittiğimizde 80-90 lira. Yani üreticiden, çiftçiden marketteki satan zincir marketler daha çok kazanıyor. 5 tane aşama var. Çiftçi üretiyor. Oradan hallere gidiyor. Kabzımala gidiyor. Fiyatlar artarak devam ediyor. Bu fiyat farkının da aslında önüne geçmek gerekiyor. Soframıza gelene kadar 5-6 kez burada tarım ürünleri zamlanıyor ve şunu da aslında biraz daha zincir marketlere yönelik denetimlerin artması gerekiyor. Biz pandemi döneminde zincir marketlerin özellikle de bu 3 harfli zincir marketlerin birbirleriyle WhatsApp grubu oluşturup fiyatları değiştirdiğini hepimiz biliyoruz. hükümet her ne kadar devletimiz bunlara ceza kesse de bakın bugün yumurtada bile 1 liralık bir oynama yapsa Türkiye geneline baktığımız zaman zaten bu cezayı karşılamış oluyor. Yani bu zincir marketlerin artık yakasına yapışmak gerekiyor o nedenle.

PARANIN KIYMETİ YOK

Mithat Umutoğulları: Ama işte sebebi bu. Yani Türkiye'nin hayat pahalılığının temel sebebi bu. Paranın kıymeti yok çünkü.

SİYASİ BİR TERCİH OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

Nil Kahramanoğlu: Ben tamamen siyasi bir tercih olduğunu düşünüyorum. Bu söylediğimiz bütün cümleler siyasi bir tercihin sonucu. Bu ülkede potansiyel de var, bu ülkede kaynak da var. Tamamen ne yapmak istediğimiz, ne kadar kaynak ayırmak istediğimizle de alakalı bir durum. Eğer biz bu ülkeyi dışa bağımlı bir ülke yapmak istiyorsak o yönde bir siyasi irade sergileriz. İşte 3-5 kişi zenginleşsin ama milyonlar kimsenin umurunda değil diyorlarsa ona göre bir adım atılır ve bugün bu yüzde 12'lik zammı 16 bin liraya, 28 bin liraya bir ay boyunca nasıl hayatta kalabiliriz konuşmak mecburiyetinde kalıyor. Her şey siyasi bir tercihin sonucu. 

TÜİK'E TEPKİ: ENFLASYON VERİLERİ ÜZERİNDE OYNADIKLARI İÇİN...

Halil Solak: Şimdi biliyorsun TÜİK verilerini açıklarken belli bir kriter kendilerinin bildiği kamuoyuna açıklamadıkkları belli bir kriter üzerinden yapıyorlar. Enflasyonu 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %0,89, bir önceki yılın Aralık ayına göre %30,89 açıkladı. Ancak bağımsız denetim şirketleri birini 2,11 diğerini 56,14 açıkladı. Yani İkisinin de iki katı üzerinde açıkladı. Şimdi o rakamlar üzerinden verselerdi bugün işçi de, emekçi de, emekli de, öğrenci bursları da daha makul rakamlara gelirdi. Ancak biliyorsunuz bu oynanmış diyorum ben TÜİK verilerle enflasyon üzerinde oynadıkları için insanların dar gelirlerin maaşlarına, emekli aylıklarına makas atılıyor. Ülkede ekonominin rayına girmesi için öncelikle adalet olması lazım. Güven ortamı oluşması lazım. Şu an ülkede adalet ve güven duygusu zedelendiği için, olmadığı için ekonomi ne yaparlarsa yapsınlar istikrarlı bir görünüme kavuşmuyor. Biz ekonomi uzmanı değiliz. Bunu ekonomistler de zaman zaman dile getiriyor. Şimdi emekli maaşlarına baktığınız zaman işte emeklileri dinliyorsunuz. Sokakta, çarşıda, pazarda karşılaşıyoruz. Hafta sonları pazara gidiyorum. Pazarda gündüzleri daha sakin oluyor. Gelen insanlar alıyor ürünlerini gidiyorlar. Ama bir gün akşam gittim. Yani böyle bir şey olamaz. İnsanlar indirimi bekliyorlar kalmış ürünleri yani artık seçilmiş, seçile seçile içinde eziği çürüğü kalmış olanları alıyorlar. işte kimisi eğilip böyle yerden atılmış ürünleri topluyorlar. İçler acısı durum. 

ZAM DAHA CEBE GİRMEDEN 500 LİRASI ERİDİ

Sokak röportajı yapmışlardı o emekli maaşları belli olduktan sonra yani İnsanlar 30 bin 40 bin lira bir rakam söylüyorlar. Bakın geçim için 30-40 bin lira. 30 bin lira ne? Açlık sınırı… Onu bile kabul ediyorlar. O rakamın bile çok çok altında kalmış. Yarı yarı altında kalmış beklentilere göre. Şimdi asgari ücretle bakıyorsun 28 bin lira. Zamlar geldi daha asgari ücret biliyorsunuz zam yapıldıktan hemen sonra 500 lirası zamlarla birlikte erimiş şimdiden.

Daha ilk maaşı almadan 500 lirası gitmiş. Durum bu şekilde siz bu enflasyonu durdurmadığınız sürece işte her zam zamanı biz bunu konuşup tartışırız. Önceden bir asgari ücretlinin maaşı yattığı zaman ay sonuna kadar götürüyordu. Şimdi alıyor haftalık. 

YA BU NASIL BİR HESAPTIR?

Yani insanlar bu durumda. Bunun da çözümü işte ekonomi dediğim gibi adaleti çözecekler. Adaleti çözdükten sonra ekonomi rayına girer diye düşünüyorum. Bir de şey var mesela Cumhurbaşkanı Yardımcısının bir açıklaması var. Bu rakamını sordular. ‘Biz diyor emeklimizi enflasyona ezdirmedik.’ Ya bu ne biçim bir şeymiş ki? Ezdirmediniz de enflasyon rakamları belli, Açlık sınırı belli. O başka yerde yaşıyor. Vallahi onlar başka yerde yaşıyor. Ya bu nasıl bir hesaptır? Yani Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmuşsunuz. Diyorsunuz ki; ‘Biz vatandaşımızın, emeklilerimizin yanındayız.”  Geçen sene emekli yılıydı. ‘Ezdirmedik enflasyona ezdirmedik’ diyor. Yani örnek olarak rakamı yüzde 35 üzeri verselerdi hani yıl ortalamasını 30,89 açıkladılar ya derdik ki; enflasyona ezdirmediler. Ama siz zaten açıklanan oynanmış enflasyonun üzerinden açıkladığınız rakamın bile Çok çok altında bir rakam.

Mithat Umutoğulları: Sen emekliye yüzde 12 yapıyorsun. Kiraya yüzde 35.

EMEKLİYE KAŞIĞIN UCUYLA

Halil Solak: Milletvekili maaşlarına ne diyorsunuz? Yüzde 38-39 neredeyse zam yapılıyor. Bu ne? Hem milletvekili hem emekli olan? 449 milletvekili varmış.. 449 milletvekili hem emekli maaşı alıyor hem de normal maaşını toplam 450 bin lira alıyorlarmış. Şimdi kendilerine gelince kat kat zamlar. Kendilerine bol keseden zam yapıp emekliye gelince kaşığın ucuyla…

Nil Kahramanoğlu: Şimdi ekonomiyi, ekonomik sıkıntıları günlerce konuşsak da bitiremeyeceğimiz meselelerden biri ama şimdi ülkemizde gündem ve meseleler, konular bitmediği için böyle çokça aslında tartışılan Siyasetin o sıcak gündemine de geçiş yapalım. Bir konu daha var onu da bir değerlendirelim isterim. CHP'li bir isim vardı Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır. AKP'ye geçti biliyorsunuz. Geçerken de Erdoğan'a topuk selam vererek. Aslında bu son 1-1,5 yıllık dönemde bu parti değişiklikleri, milletvekillerinin ve belediye başkanlarının farklı partilere geçmesi meselesini çokça konuştuk, çokça böyle örnekler yaptık. Ama bu birazcık daha dikkat çekiciydi çünkü fazla radikaldi. İşte Erdoğan'a topuk selamı çakarak bir geçiş yaptı. Radikal olmasının gerekçelerinden biri sadece bir aylık bir süre zarfı içerisinde iki farklı açıklaması vardı aslında Hasan Ufuk Çakır'ın. Bir de önce ‘AKP'den teklif gelirse kabul eder misiniz?’ şeklindeki soruya çok net ve sinirlenerek bir yanıt vermişti. 

YANİ ASLINDA AİT OLDUĞU YERE GİTTİ

Mithat Umutoğulları: Tabii bu Mersin Milletvekilini biz bu Kemal Bey'e çok daha yakın olan biri ve son dönemlerde özellikle son bir yıldır parti içinde özellikle bu Halk TV'nin birkaç haberinden sonra onu bahane ederek aslında parti içinde bir kriz yaratıp bizi işte şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar, benimle ilgili şöyle yaptılar, böyle yaptılar çıkışı vardı onun. O bir bahaneydi. Kökenine baktım Demokrat Parti. Yani aslında ait olduğu yere gitti. Sosyal demokrat bir aileden gelmemiş zaten. Muhafazakar bir aileden. Demokrat Parti geleneğinden gelen. CHP içinden çok itiraz olmuş aslında aday gösterildiğinde; ‘Kemal Bey yapmayalım’ falan diye. Burada temel sorun şu şimdi parti değiştirebilirsiniz. Siyasi bir hareket içinde anlaşamayabilirsiniz. Parti değişikliği süreci biraz ilginç.Şimdi bir milletvekili dediğiniz kişinin bir ağırlığı olur değil mi? Milletvekili yani. Sonuçta parlamentoda 600 kişi var. 600'ünden birisin yan bir ağırlığı olacak bir milletvekilinin. Şimdi bu milletvekilinin AK Parti'ye faydası olur mu Allah aşkına? Yani ben futbolun içinden geldiğim için. Futboldan bir örnek vereyim. Kadroyu yazardım ilk 11'e, sağlam 11 kişi yazardım 3 tane direct yedek yazardım. 3 değişim hakkım olduğu için. 3'te sağlam yedek yazardım. O yedekten sonra da sayı doldurmak için kişi yazardım. Hep alt yapıdan kullanırdım. Bir şey beklemez sayıyı doldurmak için. Şimdi bununla birlikte AK Parti'nin 275 oldu milletvekili sayısı. Sayısal bir şey o 275. Yani AK Parti buna görev vermez. AK Parti kendi içinde bir faaliyeti şey yapmaz. İki, kendi seçim bölgesinde ona oy vermiş seçmenin kapısına gidip ne anlatacak? Hani şimdi böyle bir milletvekili ben AK Partili olsam böyle bir milletvekili benim partime gelmesin zaten böyle ilkeleri olmayan. 15 gün önce, 20 gün önce, 1 ay önce kürsüden çıkıp bütçe görüşmelerinde AK Partili bakanları yerden yere vuran bir milletvekili. Sayın Erdoğan 5-10 yıl önce olsaydı bu milletvekilini alır mı? Kapıdan içeri sokmazdı. Ve sen 20 gün önce, 1 ay önce bakanı eleştiriyorsun, yerden yere vuruyorsun. Ve şimdi gidip aynı bakanla aynı safta duracaksın.İnsanda biraz İlke olacak bir omurga olacak. Böyle adamları getirip siyasete sokuyorlar. Ondan sonra vatandaşın siyasetçi olan güveni kalmıyor.

PARTİNİN ÖNEMLİ İSİMLERİ HEPSİ KARŞI DURMUŞ

Halil Solak: Siyasete nasıl girmiş peki? Nasıl girdiğini televizyonda tartışıyorlar. İşte Ahmet Hakan soruyor ‘nasıl girdiniz?’ diyor. O diyor ki; ‘Kemal Bey ile bir yerde tanıştık. Beni sordurmuş Mersin'de.’ Ondan sonra işte durum bu. Yani Mersin'de sordurmuş. Kime sordurmuş? Meçhul. Zaten biliyorsunuz Ali Mahir Başarır, Veli Ağbaba, Engin Altay, Engin Özkoç, Özgür Özel dönemin grup başkan vekilleri, partinin önemli isimleri. Hepsi karşı durmuş. ‘Bunu aday yapmayalım, göstermeyin aday’ diye. Kemal Bey ısrar etmiş, diretmiş, dinlememiş kimseyi...

Mithat Umutoğulları: Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçimi kaybedince şey dememiş miydi? Milletvekillerine ‘bunları yanlış yazdılar. Ben yazmadım işte. Onlar yüzünden seçimi kaybettim.’ Bak sen yazmışsın. Sen yazmışsın.

Halil Solak: Ve şimdi işin ilginç tarafı.

Mithat Umutoğulları: CHP'nin şimdi iktidarı olmadığını daha iyi anlıyorsun değil mi?

Halil Solak: İşin ilginç tarafı yani sokak röportajında bundan 10 ay önce ailesine denk geliyorlar. Annesi, ablaları, yengesine. Orada anlatıyorlar işte. ‘Ben Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır'ın annesiyim’ diyor. Sonra ablaları AK Parti teşkilatındaymış olabilir. Annesi Demokrat Parti, AK Parti'ye oy veriyormuş. Son seçimde oğlu aday oldu diye ilk defa CHP'ye vermiş. Yani böyle bir potansiyel bu durumu biz Kemal Bey döneminde çok gördük.

Nil Kahramanoğlu: Son seçimde görmedik mi İzmir'de de Cumhuriyet Halk Partili olmayan? isimleri üst sıralarda yazıp CHP'den milletvekili yapmadılar mı? 39 milletvekili vermedi mi başka partilere…

Mithat Umutoğulları: AK Parti bugüne kadar 14'te milletvekili transfer yaptı.

YENİ YOL GRUBU'NUN DA BİR TEHLİKESİ VAR

Hakan Gözalan: Aslında milletvekilliği bir tapu değil. Yani milletin bir emaneti. Bunu unutmamak gerekiyor. Emanete sadakati ise burada milletvekilleri sağlayacaklar. Tabii ki gerçekten de o koltuğun seçmenin emaneti olduğunu unutmamak gerekiyor. Aslında bu şekilde başka partiye geçilmesiyle beraber ben seçmen açısından bakıyorum. Temsil hakkı da artık tamamen seçmenden koparılıyor. Sizin oy verdiğiniz bir kişi bakıyorsunuz bugün başka partilere geçebiliyor. Tabii şu anda 14 milletvekili dönemin başından bu tarafa geçiş yapmış. Çok ciddi bir rakam aslında. Dün Ahmet Davutoğlu'nun açıklamaları da vardı. Yeni Yol Grubunun da bir tehlikesi var. Bir milletvekili giderse grubu dağılıyor.

O DİK DURUŞU SANA OY VEREN KİTLENİN ÖNÜNDE DURMAN LAZIM

Halil Solak: Hasan Ufuk Çakır'ın bir de geçerken bir sözü daha benim dikkatimi çekmişti. Onunla alakalı da bir iki şey söylemek istiyorum. Özgür Özel'i eleştirirken işte ‘bir genel başkan, ana muhalefet lideri, ülkesini İngiltere'de, yurt dışında şikayet etmez’ diye. Şimdi bakıyorsunuz bunu yıllarca Kemal Bey de yaptı. Kemal Bey’den sonra bunlar böyle çıktılar. Bu da 10 milletvekilinin arasındaydı biliyorsunuz imzacı, yeni yönetime karşı olan. Kemal Bey’in de en azından 10 şikayeti vardır. Brüksel'de şikayet etmiştir, İngiltere'de şikayet etmiştir. En son seçimden bir hafta falan önce Ekonomist'e yazmıştı. Orada dahi Türkiye'ye şikayet etmişti. Yani bunlar dururken sadece parti yönetimine karşı olduğunuz için onları yıpratmak adına bazı şeyler yapıyorsunuz. İşte bunlardan bir örnekti sayın Hasan Ufuk Çakır. Yani siyaseten şimdi bu yaptıklarıyla kalacak. Bir dahaki dönem ne olacak? Diyor ya ‘ben dik duruyorum’ falan. O dik duruşu sana oy veren kitlenin önünde durman lazım. Bakalım sana oy verecekler mi bir daha?

KILIÇDAROĞLU'NA HASAN UFUK ÇAKIR TEPKİSİ

Mithat Umutoğulları: Bir de onu bırak. Şimdi ‘Kemal Bey'den helallik aldım’ diyor değil mi? Demek ki; ‘ben gidiyorum’ dedi. O da ‘git’ demiş. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu koltuğa oturamadı mahkeme yoluyla. İşte böyle ufak ufak partiden bir şeyleri koparıp koparıp gönderiyor yani. İş ona geliyor. Sen bu partide 13 yıl genel başkanlık yapmışsın. Senin o koltuğa oturttuğun, milletvekili yaptığın kişi seni aradığında ‘bir dakika dur sen ne yapıyorsun’ demen gerekmez mi? Şimdi oturmuşsun oraya ve partinin genel başkanı bu kadar şeyi yapmış, kamuoyu yaratmış. Partisi birinci parti yapmış. Sanıyorum tarihinde bu kadar kısa zamanda bu kadar çok miting yapan başka genel başkan yok. Tabanını tutmuş. Gerçekten muhalefetin istediği gibi yapıyor şu an. Bu durumdan rahatsız olan, en azından muhalif olan bir kesim yok. Bundan rahatsız oluyor. İktidar alabildiğince baskısını artırıyor. Özellikle CHP’li belediyeler üzerinden açtığı soruşturmalarla belediye başkanlarına yaptığı baskılar alabildiğince partiyi baskı altına almış. Bu adamlar da işte hala CHP içerisinde bir koltuk sevdasıyla partiyi tartıştırır hale getiriyorlar. Allah AK Parti'ye yardım etsin yani. Şimdi orayı da karıştıracak. Orada da ‘Bakan benim telefonuma çıkmadı. Öbürü bana bakmadı. Teşkilatlar beni dışlıyor’ diyecek. 

500 OY ALAMAZSIN

Halil Solak: Bir de şey vardı dün diğer geçen milletvekili İsa Mesih Şahin, ‘ben Gelecek Partisi’nden seçildim’ diyor. İstanbul'da seçime girsen bireysel olarak 500 oy alamazsın.

Mithat Umutoğulları: Tabii tabii. Nereye alacak ya?

VEFASIZ OLMAYIN BARİ

Halil Solak: Yani bu kadar vefasız olmayın bari. Gidebilirsin. İstediğin partiye gidebilirsin ama hani ‘ben siyasi tercihimi o partiden yana kullandım’. Bitti gitti. Niye CHP'den aldığın oyları küçümsüyorsun. Ben Gelecek Partisi’nden seçildim. Sen aday olsan İstanbul Milletvekili 500'e oy alamazsın. Diğeri İrfan Karatutlu diyor ki; ‘6 Şubat depreminden sonra Kahramanmaraş'a yardımcı olmak için daha fazla yardımcı olmak için geçtim.’ Depremi kullanma bari. 

TAMAMEN FIRSATÇILIK

Hakan Gözalan: Aslında bu durum baktığımız zaman siyaseti güçlendirmiyor. Direkt olarak siyasete olan inancı da köreltiyor. Yani şimdi bu şekilde ‘Ben seçildim, istediğimi yaparım’ demek bu bir fırsatçılığa dönüşüyor tamamen. Yani burada baktığımız zaman İzmir özelinde 50-55 bin oyu alan bir milletvekili bugün başka partiye gidiyorsa maalesef bu ‘ben seçildim’ anlayışıyla olamaz. Tamamen fırsatçılık.

CHP OYLARINA İHANET EDİYORSUNUZ

Halil Solak: Bu haberler çıktıktan sonra işte biliyorsunuz Şamil Tayyar eski AK Parti Milletvekili o bile tepki gösterdi yani. ‘Bir partiden oy alıp başka bir partiye giden milletvekilliğinden de istifa etsin’ diye. Siz Mersin'de CHP oylarıyla seçildiniz, siz oradaki CHP'li oylara da  ihanet ediyorsunuz. Ettiniz. O insanlar sizin kara kaşınıza, kara gözünüze oy vermedi. Niçin oy verdi size? Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili adayı oldunuz diye 4. veya 5.sıra neyse. Onu bile bilmez. Gider oyunu atar. Cumhuriyet Halk Partisi diye. Şimdi ondan sonra partiyi yerin dibine sokarcasına ifadelerle ve de CHP’deyken yıllarca eleştirdiğiniz iktidar partisine koşa koşa gidiyorsun Bu bir kere siyaseten etik değil. Ben ahlaki de bulmuyorum açıkçası…

Mithat Umutoğulları: Şimdi mesela bazı şeyler var tamam mı? Simge isimler var. Az önce dedim ya seçmenin siyasete güveni de kalmıyor. Mesela İzmir'den bakalım, kendi bölgemizden bakalım işte. Atilla Kaya, Eyyüp Kadir İnan, Ceyda Bölünmez Çankırı, Yaşar Kırkınlar. Mesela bunlar AK Partili Teşkilatlardan geliyorlar. Biliyorlar. Bunların herhangi bir partiye gideceğini düşünebilir misin? Düşünemezsin! Ya da CHP'den örnek verelim. İşte Murat Bakan, Deniz Yücel. Rıfat Nalbantoğlu, Mahir Polat, Atila Sertel, Tacettin Bayır. Şimdi bu isimlere baktığında bunlar da kendi partilerinde yıllardır siyaset yapan partide özdeşleşmiş isimler. Şimdi bu adamların herhangi birinin başka bir siyasi harekete gitmesini düşünürmüsün? Ama işte bu Mersin Milletvekili gibi işte böyle nereden geldiği belli olmayan adamları getirip partinin içine koyarsan işte yolda giderken otobüsten kendi atlar aşağı gider. Seni terk eder.

Halil Solak: Örnek Mehmet Ali Çelebi, Kemal Bey onu aldı Parti Meclisi Üyesi yaptı. Milletvekili yaptı. En son dediği bir şey olmadı diye o zaman Muharrem İnce'nin yanına gitti.

SÖYLEDİĞİ HER ŞEY ÇIKIYOR

Mithat Umutoğulları: Öztürk Yılmaz. Adamı genel başkan yardımcısı yaptı. Milletvekili yaptı. Adam gözünü koltuğa dikti. Bazıları öyle. Şimdi Tacettin Bayır bize konuk oluyor. Geliyor burada konuşuyor. Kendi partisini eleştirmiyor mu? Kimse kızıyor mu? Kızmıyor. Ama onlar bunu bir eleştiri olarak değil uyarı olarak alıyor. Söylediği her şey çıkıyor işte. Ne diyor? diyor ki; ‘biz kötü yönetiyoruz İzmir'i. Bak diyor; ‘bizim burada oylarımız düştü’ diyor. Daha gerçekçi. Ee seçmen de bunun farkında. Şimdi o ekranı izleyen adam İzmir'deki ‘evet ya Sayın Vekil doğru söylüyor.’ demiyor mu? Evet diyor. E şimdi Tacettin Bayır çıksa ‘biz güçlüyüz, yıktık ortalığı’ bilmem ne dese… Şeye benzer bu defa hükümetin işte ‘Türkiye'de ekonomi mükemmel, Şahlandık gidiyoruz’a benziyor Benim cebimde bir şey yok.

İNSAN BUNLARI SÖYLERKEN UTANIR

Mithat Umutoğulları: Doğrusu bu tip adamların bence AK Parti'ye de faydası olmayacaktır ve partiyi karıştıracaktır. CHP kurtuldu yani. Bu zihniyetle olur mu? Mersin'den getirmiş 10 kişi yukarıdan bakıyor. Ben diyor ‘İftiradan kaçtım falan’ diyor. Senin orada var olma sebebin Cumhuriyet Halk Partisi. İnsan utanır biraz bunları söylerken. Gidersin, sessiz sedasız rozetini takarsın. Teşekkür edersin, gidersin. Şov yapmak. 

MİLLETVEKİLİ DEĞİL DE BİR SAYIDAN İBARET

Halil Solak: Yarın bir gün 360'ı 400'ü bulur muyuz denklemin içinde bir sayıdan ibaret. Milletvekili değil de bir sayıdan ibaret. 

SEÇMENİN SİYASETE GÜVENİ AZALIYOR

Nil Kahramanoğlu: Siyasetin bu kadar kirlenmesi seçmeni olumsuz etkiliyor. Asıl meselenin kaçmaması açısından tekrar etmek gerekiyor. Seçmenin siyasete güveni azalıyor. Bu tarz isimlerin aslında siyaset sahnesinden elenmesi birazcık daha kaliteli ve nitelikli. Siyaset yapılması gerekiyor. 

Mithat Umutoğulları: Siyasetçiler işte ona bakacak. Ülkeyi yönetenler ona bakacak. Siyasi partilerin başındaki insanlar ona bakacak. Bir milletvekilini bir belediye başkanını seçerken kriteri neye göre? Az sonra konuşacağız. Neye göre o kriteri belirliyorsunuz? Hiç bilgisi birikimi olmayan, bir adamı alıp getirirsen.

Halil Solak: Eskiden siyasetçilere kelli felli adamlar derlerdi. İşinde uzman doktorlar, avukatlar, mühendisler. üniversite hocaları. E şimdi bakıyorsunuz kim o yönetime yakınsa onlar listelere yazılıyor. 

Mithat Umutoğulları: Bu da CHP'nin ayıbı yani ben size söyleyeyim.

Halil Solak: Sadece CHP olarak bakmamak lazım.

Nil Kahramanoğlu: Kronik bir mesele olan o liyakati aslında vurgulamak gerekiyor. Liyakatsiz seçimler, atamalar ya da ne bileyim kadrolar.

ÖN SEÇİM OLASA BUNLARIN HİÇBİRİ GİREMEZ

Halil Solak: Ön seçim olsa bunların hiçbiri girmez zaten. Cumhuriyet Halk Partisi ön seçimini yapsa Hasan Ufuk Çakır. Bir elin parmağını geçmez. Oy alamaz.

Mithat Umutoğulları: O da doğru bir seçim değil. Yaptılar işte. Ne kadar popüler adam varsa televizyona çıkmış, tartışma programı gibi hepsi birinci çıktı. O da doğru bir şey değil yani. CHP seçmeni popülisti seviyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SERT KONUŞTU

Nil Karamanoğlu: Cumhurbaşkanı Erdoğan çok çok sert konuştu. Hatta cümlesini Yanlış söylememek kaydıyla bir okumak isterim. ‘Tropik adalarda keyif çatan aymazlar’ diyerek tepki gösteriyor. Kime? Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'a biliyorsunuz Phuket Adası'na gitti, tatil yaptı. Mesele tatil yapması değil ya da nereye gittiği değil.Buca’daki işçiler grev yaparken Sayın Başkan'ın tatile gidiyor olması. 

SİYASETEN DOĞRU DA DEĞİL ETİK DE DEĞİL

Mithat Umutoğulları: Şimdi biz ilk bu olay çıktığında işin bu kadar büyüyeceğini tahmin ettik. Çünkü sosyal medya öyle bir hal aldı ki. İşte ufacık bir olay bir bakıyorsun o kadar çok büyüyor ki. Şimdi burada herkesin ortak aslında yorumu şu. Yorum yapanların büyük bölümüne baktığında aslında kimse niye Puket Adası'na gitti demiyor. Ama işin zamanlaması yanlış. Yani senin kapında eylem varken işçiler işte yeni yıla cebinde para olmadan girerken, kapının önünde eylem varken sen Puket adasına gidip şortunu giyip tatil yapamazsın yani. Siyaseten doğru da değil, etik de değil. Yasal bir şey var mı? Yok.  Madem öyle yapacaksın. 3 gün önce yatırsaydın maaşları. İnsanlar da gidip evinde alışverişini yapsın. Sen de rahat rahat tatil yapsaydın. Şimdi dayağı yedikten sonra gidip parayı bulup getirip yatırdın yani? Bu da aslında bir belediye başkanı için. Şöyle bir cümle kullanırsam yanlış olmayacaktır. Sorumsuzluk demeyelim ama bence çok rahat davrandı. Yani bence iyi bir siyasetçi işin bu noktaya geleceğini bilir. Kim olursa olsun.

İMAMOĞLU- SOYER ÖRNEĞİ VAR

Halil Solak: Örnekleri var Türkiye'de. Çok örnekleri var. İmamoğlu kar yağdığında, İstanbul'da yağmur yağdığında, tatile gittiği için. Neler yapmadı? Soyer örneği var. Burada yağmur yağdı Polonya'ya diye. Siyasetçilerin biraz daha dikkat etmesi gerekiyor

Nil Kahramanoğlu: Cumhuriyet Halk Partili siyasetçilerin ekstra dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Mithat Umutoğulları: İktidarda bir şey olacak. Hemen üstü kapatılır. 

İSTAKOZ MEVZUSUNU KAPATABİLDİLER Mİ?

Halil Solak: Sadece bak o değil. İstakoz mevzusu var. İstakoz mevzusunu kapatabildiler mi? Kapatamazlar. O da sosyal medyada tartışıldı. O da eleştirildi. Bakın kendi partisi tarafından da acımasızca eleştirildi Sayın Şebnem Bursalı. Ama şimdi kapınızın önünde işçi eylemdeyken sizin belediyeniz krizlerle anılırken ki üst üste… bakın yok atamalar geldi işte CHP'den müdahale edildi genel merkezden kayyum atadı. Bu varken işçinin yan hakları maaşı birkaç aydır ödenmiyorken siz bavulunuzu toplayıp tatile çıkarsanız şort terlik eleştirilirsiniz. Bunu da Sayın Erdoğan siyaset profesörü kabul etmek lazım. İsim vermedi ama nokta atışıyla ‘Tropikal adalarda seçim zamanı işte çıkıp bol keseden vaatlerde bulunanlar daha sonra işçi maaşlarını ödeyemez hale getirdiler belediyeyi’ diyerek orada biraz hata var belediyenin parasıyla gittiğine yönelik.

Nil Kahramanoğlu: Hayır hayır yani onunla ilgili açıklamaları yaptılar.

Halil Solak: Belediyenin parasıyla da gitmez. Onu söylüyorum. Orada Sayın Erdoğan belki de bilerek söylüyor…

Mithat Umutoğulları: Seçim zamanı. Kaset için evet ‘montaj’ dedi. Montajı da adam gösterdi yani. Sanki gerçekten Kemal Kılıçdaroğlu bunu yapıyor gibi…

ÇÖZÜP GİTSEYDİ İNANIN KİMSE BİRŞEY DEMEZDİ

Halil Solak: Şimdi yine konumuzu dağıtmadan gidelim. Mesela bu tatile Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki gitseydi birisi bir şey söyler miydi? Kimse bir şey söylemezdi. Bayraklı Belediye Başkanı gitseydi, Konak Belediye Başkanı veya herhangi biri işte Balçova Belediye Başkanı gitseydi birisi bir şey der miydi? Niye? Çünkü tatil insanların tamamen insani ihtiyacı... Tatile gidebilirsiniz. Phuket'e de gidebilirsiniz. Las Vegas'a da gidebilirsiniz. O sıkıntı değil. Orada ada veya lokasyon önemli değil. Önemli olan sizin kriz varken gitmeniz. Çözüp gitseydi inanın kimse hiçbir şey demezdi. Buda tamamen hata. Hatasını kabul etseydi daha şık olurdu bence.

SİYASİ BİR TALİHSİZLİK

Hakan Gözalan: Yönetici dediğiniz kişi aslında krizde tatile çıkmaz. Krizi sırtlaması gerekiyor. Bir yandan baktığımız zaman Buca Belediyesi'nde işçiler seslerini duyurmaya çalışırken maalesef Başkan Bey'in sesi Tayland'dan, Phuket Adaları'ndan geliyor. İşçi bakıyor, mesaj acaba bankalardan, doğalgazdan, elektrik? faturalarından mesaj gelecek mi diye bakarken maalesef Başkan Bey. ‘Ne zaman gideceğim’ diye pasaportuna bakmış. Çok siyasi bir talihsizlik. Aslında şunun da altını çizmek gerekiyor. Buna talihsizlik diyemeyiz. Yani gerçekten bu İşçiden, halktan kopuşun bir örneği. Yani bu herkese, tüm siyaset camiasına örnek olması gerekiyor.İşçiden tamamen kopmuş bir başkandan bahsediyoruz. Kimsenin zaten tatil konusuna sözü yok. Olmaz da. Herkesin kendi tatil hakkı var. Burada aslında baktığımız zaman bir duyarsızlığa insanların tepkisi var. O işçiler Buca Belediyesi önünde sokakta soğukta haklarını aramaya çalışırken Başkanın bu şekilde tatile gitmesi gerçekten de talihsizlik bir empati eksikliğidir aynı zamanda. Yani ki bu insanlar aylardır maaşlarını alamıyor. Bakın sadece yeni olan bir problem değil. Şimdi tekrardan meclisten kendisine bir borçlanma yetkisi istiyor. O krediyle beraber de borçlarını ödeyecek. Apar topar sosyal medyadan tabii haberlerin olmasıyla beraber Phuket adasından ilk uçakta döndü ve baktığımız zaman da yılbaşı gecesinde ben sahadayım mesajı vermeye çalıştı. Son dönemde aslında Buca Belediye Başkanı'nın paylaşımlarında hep işçinin yanındayım, sahadayım mesajı vermeye çalışıyor ama maalesef iş işten geçti.

SEVCAN ORHAN'IN AÇIKLAMALARINA TEPKİ

Mithat Umutoğulları: Mesela bir de Sevcan Orhan'ın açıklamasına dikkat ettiniz mi? Yani bir Türkiye'ye mal olmuş ünlü bir ismin yazdığı metni okudum. Yani hiç böyle yani entelektüel. Paradan bahsediyor. Bak bu kadar kötü yazamazsın. Bir meseleyi anlayamamış. Halen ben paramı işte verdim. Orada bir ithaf var. ‘Görkem’ diyor. Bu adam belediye başkanı. Erkek arkadaşın olabilir. Belediye Başkanı. Evde konuşmuyorsun. Ya da bir dost meclisinde konuşmuyorsun. Yani Görkem Duman diyebilirsin. Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'la ya da Görkem Bey'de yani.. Görkem direkt Görkem böyle yazmış. İki konuyla hiç alakası yok. Arsa meselesini açmış mesela. Senin bir defa arsayı zaten oradan alman etik değil.. Konuşulacak çok konu var. Konser mevzuları var. Onları niye konuşmuyorsun? Sen bugüne kadar Buca Belediyesi için konser vermiş misin? Bir ona bak mesela. 

Hakan Gözalan: İki defa, bizim bildiğimiz iki defa vermiş. 

İKTİDARIN ELİNE BUNU VERİRSEN KARTOPU GİBİ OYNAR SENİNLE

Mithat Umutoğulları: Bu dönem. Bu dönem gelmiş İzmir'de konser vermiş. Ondan önce neredeydi? Yoktu. Dolayısıyla sen iktidarın eline bunu verirsen, iktidar bunu alır kar topu gibi seninle oynar. İkincisi de CHP bu mesele hiç sahiplenmedi. Hiç bir tane açıklama yapan var mı? Bir tane ya, bir insan konuşmaz mı ya? Ya bir tane insan, bir tane insan konuşmaz mı? Ya bırak il başkanı, ilçe başkanı ya İki satır yazı yazmıyor. 

Halil Solak: Savunulacak bir tarafı yok. 

CHP'LİLER ÖFKELİ

Mithat Umutoğulları: Başka bir şey söylüyorum. İki satır bir şey yap. Bu da şu anlama geliyor. CHP'liler Görkem Duman’a öfkeli. CHP'yi içine düşürdüğü durumdan dolayı, CHP bunları yaşattığından dolayı öfkeli. Görüyoruz. Ben şimdi CHP'lilerle konuşuyorum ya İnsanlar öfkeli. Dolayısıyla ben Görkem Duman'ın belki isteyerek belki istemeyerek ama CHP çok büyük zarar verdiğini düşünüyorum. Yani en azından bugüne kadar hepimize gelen şeylere baktığınızda, tepkiye baktığınızda en azından durumunu gösteriyor.

BU PARTİYE ZARAR VERMEZ Mİ?

Halil Solak: Ama şu an herkes onu konuşmuyor mu? O zaman asgari ücret zammı söz konusuydu Herkes işte manşetler, ‘CHP'li belediye başkanı Phuket'te keyif çatıyor’, ‘CHP'li belediye başkanı sevgilisiyle tatilde işçiler eylemde!’ bu başlıklar atılmadı mı? Bu partiye zarar vermez mi?

Mithat Umutoğulları: Yani Görkem Duman bunu nasıl telafi eder? Bilemiyorum. Bence çok zor. Üzerine yapıştı o iş. 

SİYASETEN İNTİHAR

Halil Solak: Bunun tek açıklaması siyaseten intihar. Bu saatten sonra mesela işçinin yanındayım. İşte sosyal medyada paylaşayım yapayım onlar geldi geçti onlar. Mesela şimdi 375 milyon kredi çekildi. Hadi bu ay ve geçen ayları verdi. İşçilerin parasını ödediniz, bütün sildiniz. Gelecek ay ne yapacaksınız?

İLK DEFA RAKAMLAR ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADI

Hakan Gözalan: Bu arada araya girmek istiyorum. AK Parti'den bu konuyla ilgili. İzmir Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca'dan 2.8 milyonluk bir konser belgesi yayınlamışlar. Bornova Belediyesi tarafından düzenlenen konser aslında ilk defa rakamlar ortaya çıkmaya başlıyor.

Mithat Umutoğulları: Ondan sonra biz emekliliği konuşuyoruz arkadaşlar. Allah aşkına ne konuşalım şimdi burada ya? 

Hakan Gözalan: Bir konsere bu kadar para maalesef. 

Nil Kahramanoğlu: Tabii ki de sosyal aktivitelerin, kültürel aktivitelerin yapılması ile ilgili bir mesele olmaması gerekiyor. Çünkü yurttaşların buna da ihtiyacı var ama o kaynağı nasıl aktarmak gerektiği konusunda doğru bir hesaplama yapmak lazım.

Halil Solak: Şeffaf olmak lazım. 

Hakan Gözalan: Bu konseri aslında altını çizmemiz gereken nokta nasıl verdiği. Burada önemli olan Şimdi Sevcan Orhan'dan bahsediyoruz. Son dönemde Buca Belediye Başkanı ile gündeme geldi. Bu konseri aslında nasıl verdiği burada konuşulması gereken. Biz vatandaşların tabii ki sosyal haklarına bir şey diyemeyiz ama önemli olan altını bunun çizmek gerekiyor aslında. Bir katkısı oldu mu?

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.