Bakan Akar'dan Rum kesimine tepki

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İzmir’de 'Adalar Denizi ve Yunanistan ile Komşuluk İlişkileri Sorunları Sempozyumu'nda konuştu. Akar, Rum kesiminin Atatürk kitabıyla ilgili verdiği skandal talimata tepki gösterdi. Akar, "Çarpık ve düşmanca zihniyetin bir örneği. Şiddetle reddediyor ve şiddetle kınıyoruz." dedi.

Güncel 09.09.2021, 15:03 09.09.2021, 17:32
Bakan Akar'dan Rum kesimine tepki

Akar, "Adalar Denizi ve Yunanistan ile Komşuluk İlişkileri Sorunları Sempozyumu"nda, Türkiye'nin yıllar boyu sayısız acılara ve haksızlıklara maruz kalan Kıbrıs Türkü'ne karşı darbe sonrasında olası bir katliamı da önlemek üzere 47 yıl önce Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştirdiğini belirtti.

Bu harekatla Ada'ya barış ve huzurun geldiğini, masum insanların katledilmesinin engellendiğini, Türklerin uğradığı zulmün ortadan kaldırıldığını, akan kan ve gözyaşının durdurulduğunu belirten Akar, "Bugüne kadar Ada'da süren barış ve huzurun bu harekatın sonucu olduğu açıktır. Halen de Ada'da barış ve istikrarın teminatı Türk Silahlı Kuvvetleridir. Garantör devlet olan Türkiye'nin Ada'daki askeri varlığını olduğundan farklı göstermeye çalışmak, Yunan ve Rum tarafına hiçbir fayda sağlamayacaktır." diye konuştu.

Ada'daki esas sorunu Kıbrıs Türklerinin hakları konusunda Rum-Yunan ikilisinin 50 yıldır uzlaşmaz tavrını sürdürmesi, Kıbrıs Türkü'nün hakkını hukukunu hiçe sayması ve eşit varlığı kabul etmemesi olarak tanımlayan Akar, şunları söyledi:

"Türkiye ve KKTC bugüne kadar, barış ve istikrardan yana olduğunu her fırsatta gösterdi. Barış adına, huzur adına üzerine düşeni yaptı, yapmaya da devam ediyor. Türkiye ve KKTC, çözüm için iyi niyetli yaklaşımlarının son örneğini 27-29 Nisan'da Cenevre’de yapılan gayriresmi görüşmelerde bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak bu görüşmelerde de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin uzlaşmaz, inatçı, bencil tavrı nedeniyle ilerleme kaydedilememiştir. Burada bir hususun altını çizmek istiyorum. Avrupa Birliği (AB) kendi ilkelerini çiğneyerek sınır anlaşmazlığı problemi olmasına rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni üye yapmış ve barışa hizmet etmek yerine çözümsüzlüğü desteklemiştir. Bunun şu ana kadar izahı yapılamamış, cevabı verilememiştir. Biz Kıbrıs konusunda üçüncü tarafların objektif olmalarını, sorunları uluslararası hukuk, akıl ve mantık çerçevesinde değerlendirmelerini, AB’nin ve uluslararası aktörlerin de stratejik körlüğü bir kenara bırakmalarını, sahadaki gerçekleri görmelerini istiyoruz, bekliyoruz."

Denenmiş ve başarısız olduğu görülmüş çözüm önerilerinin tekrar tekrar görüşülmesinden hiçbir sonuç alınamayacağını ifade eden Akar, şöyle konuştu:

"Kıbrıs'ta iki devletli, egemen eşitliğe dayalı, yan yana yaşayan ve iş birliği içinde olan bağımsız iki devletin artık tek çözüm olduğuna inanıyoruz. Yani bağımsız, egemen, eşit iki devlet. Bir kez daha vurgulamak isterim ki, Kıbrıs bizim milli meselemizdir. Garanti ve ittifak anlaşmaları doğrultusunda geçmişte olduğu gibi bugün de bütün imkanlarımızla Kıbrıslı kardeşlerimizin yanındayız. Bir oldubitti ile haklarının gasbedilmesine asla göz yummayacağız. Bu azim ve kararlılığımızın iyi anlaşılması gerekir. Sonuç olarak, Doğu Akdeniz’de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün yer almadığı hiçbir projenin yaşama şansı yoktur. Ege'de, Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta hak, alaka ve menfaatlerimizi korumakta azimliyiz, kararlıyız ve buna muktediriz."

"SAHTE GÜNDEMLER OLUŞTURUYORLAR"

Türkiye'nin kimseye tehdit olmadığına, güvenilir, güçlü ve etkin bir müttefik olduğuna vurgu yapan Akar, "Bizim tek amacımız vatanımızın, milletimizin güvenliğini sağlamaktır." dedi.

Türkiye'nin etrafındaki sorunlarla ilgilenirken asla yayılmacı, müdahaleci bir anlayış içinde olmadığını belirten Akar, şu açıklamalarda bulundu:

"Yunanistan kendi uluslararası hukuka aykırı eylemlerine rağmen Türkiye'yi suçlayıcı açıklamalarda bulunmaya devam ediyor. Özellikle bazı Yunan siyasiler, adeta kuzu postuna bürünerek ve her gün başka bir yerde ortaya çıkarak, gerçeklikten uzak iddialarla sürekli sahte gündemler oluşturmaya çalışmaktadırlar. Yunanistan suni bir tehdit algısı oluşturarak bir silahlanma sevdasına kapılmış bulunmaktadır. Yunan siyasiler, kifayetsiz ve hayalci bir yaklaşımla zaten ekonomik sıkıntılar yaşayan Yunan halkının kaynaklarını boş yere tüketmekte, refah seviyesini daha da aşağılara çekmektedir. Yunanistan’ın bu yaklaşımının beyhude bir çaba olduğunu kendi akademisyenleri, bazı diplomatları ve emekli komutanları da ifade etmektedirler."

AB üyesi olmasına rağmen Yunanistan'ın AB değerlerini, insan haklarını ve uluslararası anlaşmaları hiçe sayarak Batı Trakya, Rodos ve İstanköy'de yaşayan Türk azınlığa yönelik baskıcı uygulamalarına devam ettiğini aktaran Akar, "Yunanistan, bu politikaların bir parçası olarak, uluslararası anlaşmalar ile Batı Trakya Türklerine tanınmış olan temel hakları, türlü yollarla ortadan kaldırmaya devam etmektedir. Son olarak Rodop ilinde 8, İskeçe'de 4 olmak üzere 12 azınlık okulunun faaliyetlerini durdurması yürüttüğü baskı ve yıldırma politikalarının en çarpıcı örneklerinden birisidir." diye konuştu.

Yunan makamlarının bu uygulamaları sonucu Batı Trakya'daki Türk azınlık ilkokullarının sayısı son 25 yılda 231'den 103'e düştüğüne dikkati çeken Akar, şunları kaydetti:

"Yunanistan, Türk kimliğinin inkarı başta olmak üzere Türklerin eğitim, dernek kurma, kendi dini liderlerini seçme, vakıflar, ifade ve basın özgürlüğü gibi konularda kısıtlayıcı ve baskıcı uygulamalarını sürdürmektedir. Aynı şekilde Yunanistan, 1913 Atina Anlaşması ve 1920 tarihli 2345 sayılı Kanun gereği, Batı Trakya Türklerinin kendi müftülerini seçme haklarını 1985'ten itibaren ihlal etmeye ve müftü atamalarını kendisi yapmaya başlamıştır. Yunanistan bu hukuksuz uygulaması nedeniyle 1999 ve 2006'da iki defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından mahkum edilmesine rağmen hala anlaşmalara aykırı bu tavrını sürdürmektedir. Batı Trakya Türklerinin kurduğu dernekleri sadece adında Türk kelimesi geçtiği gerekçesiyle kapatan Yunanistan'ın bu eylemleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da mahkum edilerek tescillenmiştir. Ancak Yunanistan hala AİHM kararlarını uygulamaktan imtina etmektedir. 'Türk yoktur' demek, Türklere ait okul ve dernekleri kapatmak, cami açılışlarını engellemek tüm demokratik ve çağdaş değerler ile tarihi gerçekleri inkar etmektir. AB ve üçüncü taraflar bunları ısrarla görmezden gelmektedir. Türkiye, dünyanın neresinde olursa olsun tüm soydaşlarımızın ve mazlumların haklarının takipçisi olmaya devam edecektir."

YUNANİSTAN'IN TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEĞİ

Yunanistan'ın terör örgütlerine verdiği desteği de hatırlatan Akar, "Yunanistan'ın yıllarca PKK'lı, DHKP-C'li teröristlere topraklarında, Lavrion Kampı'nda eğitim verdiği, onları barındırdığı, şimdi bunlara ilave olarak FETÖ'ye de ev sahipliği yaptığı herkesin malumudur. NATO müttefiki ve komşumuz Yunanistan'ın, bu örgütlere hamilik yaparken terörizmin ve dini fanatikliğin yayılmasından şikayet etmesi çelişkidir, riyakarlıktır." diye konuştu.

Tüm dünyayı etkileyen düzensiz göç ve mülteci akınının büyük bölümünün Akdeniz ve Ege havzaları yoluyla gerçekleştiğini dile getiren Akar, "BM verilerine göre dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke Türkiye'dir. Doğal olarak Türkiye göç konusunda ağır bir yük taşımaktadır. Buna karşın bir yandan Yunanistan teröristlerin hamiliğini yaparken diğer taraftan mülteciler konusunda uluslararası hukuka, AB'nin savunduğunu iddia ettiği ortak değerlere ve evrensel ilkelere aykırı ve insanlık dışı uygulamalar sergilemektedir. Ege Denizi'nde kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere göçmenleri acımasız bir şekilde geri itmeye devam etmektedir." ifadelerini kullandı.

Yunanistan'ın 7 Ağustos'ta Kaş'ın güneyinde üzerinde yaşam olmayan Başak Adası'na göçmenleri askeri bot ile bırakarak ölüme terk etmesinin insansız hava aracı ile saniye saniye görüntülendiğini hatırlatan Akar, şunları söyledi:

"Uluslararası bağımsız örgütlerce de Yunan makamlarının göçmenleri ve mültecileri işkence ve kötü muamele uygulayarak Türkiye'ye yasa dışı yollarla geri ittiği şahitleri ve delilleri ile ortaya konulmuştur. Fakat Yunanistan, geri ittiği göçmenlerin görüntülerini sildirmekten, delilleri yok etmekten dahi çekinmemekte, yaptığı hukuksuzluğu gizlemeye çalışmaktadır. Yunanistan, bir AB kuruluşu olan FRONTEX'i hukuk tanımazlığına ve insanlık onuruna aykırı uygulamalarına alet etmekte, çıkarları doğrultusunda bir araç olarak kullanmakta ve açıkça istismar etmeye çalışmaktadır. FRONTEX, AB üyesi ülkelerin komşularıyla olan sınırlarının korunmasını ve güvenliğini sağlamak amacıyla 2004 yılında oluşturulmuş bir AB kurumudur. Yunanistan'ın FRONTEX'i davetinin arkasında, çok kapsamlı ve çok boyutlu Ege uyuşmazlıkları konusuna AB'yi de ortak etme gayreti olduğu görülmelidir. FRONTEX'e bağlı Acil Sınır Müdahale ekiplerinin ağır askeri ekipmanlarla müdahale ederek sınırı geçmeye çalışan göçmen ve sığınmacı gruplarını geri itmesi, Avrupa’da sivil toplum örgütlerinin de tepkisine yol açmıştır. Batılı tüm dost ve müttefiklerimizin şunu düşünmesi lazım, Türkiye mültecilere ev sahipliği yapmasa, Yunanistan ve onun güdümünde olan FRONTEX gibi insanlık dışı davranışlar sergilese ve 9 milyon göçmen de AB sınırlarına dayansaydı sonuçları ne olurdu?"

Mülteci sorununu sadece Türkiye'nin değil AB başta olmak üzere tüm ülkelerin ortak sorunu olarak nitelendiren Akar, "Yunanistan'ın mülteci konusunda takındığı tavır, NATO'nun da işini zorlaştırmaktadır. Yunanistan'ın sığınmacılara yönelik temel hak ihlalleri, insanlık dışı ve onur kırıcı gözaltı şartları, sığınma hakkı ihlalleri, Yunan sahil güvenliğinin alıkoyma ve Türkiye'ye doğru zorla geri itmesi kabul edilemez. Masum insanların Ege'nin soğuk sularında can vermesine neden olan uygulamaları insanlık suçudur." dedi.

"YUNAN MECRASININ BİTTİĞİ GÜNÜN YIL DÖNÜMÜ"

Türkiye'nin bütün iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen Yunanistan'ın hukuk tanımaz, saldırgan, gerginliği tırmandırıcı söylem ve eylemlerine devam ettiğini dile getiren Akar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yunanistan, Türkiye'ye karşı temelsiz suçlamalarda bulunarak ve her türlü yalanını, yanlışını ve noksanını AB üyeliğine sığınarak örtbas etme telaşı içindedir. Yunan yöneticilerin kendi halkının refahına mal olacak silahlanma yarışından, gerginliği tırmandırmaktan, uzlaşmaz tavırlardan kaçınması ve bizimle samimi iş birliğine dönmesi en doğru ve gerçekçi bir çözüm yolu olacaktır. Yunan siyasiler kendi halkına kulak verir, bizi bir tehdit unsuru ve rekabet etmesi gereken bir ülke değil de gerçek bir komşu ve müttefik olarak görmeyi başarabilirse bundan her iki ülke ve bölgemiz kazançlı çıkacaktır. Türkiye, Yunanistan ile samimi ve güçlü ilişkiler geliştirmek istemekte, yaşanan sorunları, güvene dayalı ikili ilişkiler temelinde çözmeyi tercih etmektedir. Üçüncü taraflardan beklentimiz ise Türkiye'nin haklı, hukuka uygun, makul ve mantıklı yaklaşımlarını görmeleri, Yunanistan'ın uygulama ve iddialarını akıl, bilim ve objektif kriterler ışığında değerlendirmeleri, duruma sadece AB dayanışması penceresinden bakmamalarıdır. Türk ve Yunan halkı arasındaki benzerliklerin farklılıklarımızdan çok daha fazla olduğunun bilinmesi lazım. Aramızdaki sorunların uluslararası hukuka uygun olarak, barışçıl yöntemlerle, iyi komşuluk ilişkileri içerisinde ve karşılıklı diyalog ile çözülebileceğine samimi olarak inanmaktayız."

Türkiye'nin bununla ilgili büyük çaba gösterdiğini de vurgulayan Akar, "Ancak, yine de bir hususu hatırlamakta yarar var. Bugün, yani 9 Eylül, Yunan macerasının bittiği günün yıl dönümüdür. Bu vesileyle bir asır önce girişilen maceranın bedelinin ne kadar ağır olduğu unutulmamalı, hüsranla sonuçlanacak yeni maceralar peşinde koşulmamalıdır. İçten temennimiz, Türk ve Yunan halklarının bölge zenginliklerinden de istifade ederek barış, güven, istikrar ve refah içinde yaşamasıdır." ifadelerini kullandı.

Sempozyuma KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz de katıldı.

Yorumlar (0)
banner83
12
açık
banner84
banner82
Namaz Vakti 28 Ekim 2021
İmsak 06:04
Güneş 07:26
Öğle 13:00
İkindi 15:57
Akşam 18:24
Yatsı 19:41
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 10 24
2. Hatayspor 10 20
3. Beşiktaş 10 20
4. Alanyaspor 10 20
5. Fenerbahçe 10 19
6. Karagümrük 10 18
7. Konyaspor 10 17
8. Galatasaray 10 17
9. Altay 10 15
10. Adana Demirspor 10 13
11. Başakşehir 10 12
12. Gaziantep FK 10 12
13. Öznur Kablo Yeni Malatya 10 12
14. Sivasspor 10 11
15. Kayserispor 10 11
16. Giresunspor 10 9
17. Antalyaspor 10 9
18. Göztepe 10 8
19. Kasımpaşa 10 6
20. Rizespor 10 4
Takımlar O P
1. Ümraniye 10 24
2. Ankaragücü 10 24
3. Eyüpspor 10 20
4. Erzurumspor 10 19
5. Bandırmaspor 10 18
6. Kocaelispor 9 16
7. Tuzlaspor 9 14
8. Gençlerbirliği 9 14
9. Samsunspor 9 12
10. Boluspor 9 11
11. Bursaspor 9 11
12. Menemenspor 10 11
13. İstanbulspor 9 10
14. Denizlispor 9 10
15. Altınordu 10 10
16. Adanaspor 10 9
17. Manisa FK 10 9
18. Ankara Keçiörengücü 9 7
19. Balıkesirspor 9 6
Takımlar O P
1. Chelsea 9 22
2. Liverpool 9 21
3. Man City 9 20
4. West Ham 9 17
5. Brighton 9 15
6. Tottenham 9 15
7. M. United 9 14
8. Everton 9 14
9. Leicester City 9 14
10. Arsenal 9 14
11. Wolverhampton 9 13
12. Brentford 9 12
13. Aston Villa 9 10
14. Watford 9 10
15. Crystal Palace 9 9
16. Southampton 9 8
17. Leeds United 9 7
18. Burnley 9 4
19. Newcastle 9 4
20. Norwich City 9 2
Takımlar O P
1. Real Madrid 10 21
2. Sevilla 10 21
3. Real Betis 11 21
4. Real Sociedad 10 21
5. Rayo Vallecano 11 19
6. Osasuna 11 19
7. Atletico Madrid 9 18
8. Athletic Bilbao 10 17
9. Barcelona 10 15
10. Espanyol 11 14
11. Valencia 11 13
12. Mallorca 11 13
13. Villarreal 10 12
14. Celta de Vigo 10 10
15. Elche 11 10
16. Deportivo Alaves 10 9
17. Cádiz 11 8
18. Granada 9 7
19. Levante 10 5
20. Getafe 10 2