EGEPOSTASI – Gelecek Partisi Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kerim Rota, Büyük İzmir TV’de yayınlanan ‘Odak’ programının konuğu oldu.

Türkiye’nin ekonomideki sorunlarıyla ilgili Refik Pak’ın sorularını yanıtlayan Rota, Gelecek Partisi’nin ekonomideki sorunlara çözüm önerileri ve partinin ekonomi politikası hakkında açıklamalarda bulundu.

Rota’nın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: 

"ODAĞIMIZA ENFLASYONU ALDIK"

"Parti programımızda ekonomi politikalarını yazarken ben de dahildim. Yazarken aslında odak noktamız Türkiye’de enflasyonla mücadeleydi. 2019’un sonunda biz odağa enflasyonu aldığımızda Türkiye’de enflasyon yüzde 20 civarındaydı. Bizim açımızdan yüzde 20 enflasyon bile kabul edilebilir rakam değildi. O nedenle şu vaadi verdik: Çeşitli politikalarla beraber enflasyonun sürdürülebilir şekilde yüzde 5-6’nın altına indirilmesi. Bunu çok önemsiyoruz. Geçtiğmiz hafta Merkez Bankası Başkanı ile İstanbul Sanayi Odası arasındaki tartışma, ev sahibi ile kiracılar arasındaki artan gelirim, borçlu ve alacaklı arasında artan gerilimin aslında tek bir sebebi var: Enflasyon. Enflasyonu çalışma ve sözleşme barışını bozan, vatandaşın, sabit gelirlilerin cebinden yapılan hırsızlık olarak tanımlıyoruz. Türkiye’de 3 sene üst üste yüzde 5-6 enflasyon ne zaman olmuş diye baktım. Hiçbirimizin yaşı yetmiyor. 1960’lardan itibaren enflasyon Türkiye’de ölçülmeye başlanmış ve hiç böyle bir dönem yaşayamamışız. Programımızda Merkez Bankası Başkanı'nın görevden alınmasında dair bir kural getirdik. Merkez Bankası Başkanı laf dinlemiyor diye görevden alınıyor. Bizim poltikamızda ise iki sene üst üste enflasyon hedefini tutturamayan Merkez Bankası Başkanı, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından görevden alınabilir.

“MUHALEFET OLARAK ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK”

Dünyadaki değişim rüzgarlarının artık eskisi gibi neoliberal politikalarla gidemeyeceğine dair bir öngörümüz vardı. Türkiye’de gelir dağılmı ve servet dağılımı bu kadar bozukken 2001 yılında Kemal Derviş’in uyguladığı politikaların Türkiye’de fayda etmeyeceğini biliyorduk. Bu nedenle programımızı buna uygun yapmıştık. Ama 2020’nin başında COVID’in Türkiye’ye girmesiyle,15 Haziran’da ‘Ekonomik Gelecek Modeli’ adı altında bir toplantı yaptık. COVID bütün dünyada ekonomi ve politikalara bakış açısını değiştirmiştir. Bunun için revize yaptık. Muhalefet olarak üzerimize düşeni yaptık. Ama maalesef Türkiye’de işler 2018’den bu yana öyle bir kötüleşti ki, hem mevcut poltikaları eleştirmeye, hem de bundan çıkışın zorlaştığını dile getirmeye devam ediyoruz. 

“ENFLASYONUN YÜKSELMESİNİN SEBEBİ…”

Dünya COVID, Ukrayna’nın işgali olmak üzere iki büyük şok yaşadı. Bu dışsal şoklar nedeniyle birçok ülkenin dengesi bozuldu. Dünyada bir enflasyon dalgası var. Cumhurbaşkanı’nın, Merkez Bankası Başkanı’nın veya Nurettin Nebati’nin söylediği gibi enflasyonun bu noktaya gelmesi bundan kaynaklanmıyor. Amerika’da yüzde 9 enflasyon var. Enflasyon dediğimiz dalga yüzde 2-3’ten yüzde 10’lara çıktı. Türkiye’de geçen sene bu zamanlar enflasyon yüzde 19’ken bu yıl yüzde 78’e çıktı. Önümüzdeki iki ay içerisinde yüzde 90’a geldiğini göreceğiz. Enflasyonun yükselmesinin sebebinin yüzde 4-5’ı dış etkiler, kalanı ise AK Parti’nin geçtiğimiz Ağustos ayından beri uyguladığı akıl dışı politikalardır. 

“TÜRKİYE’DE YOKSULLAŞTIRAN BİR BÜYÜME VAR”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki büyüme oranımız son 40 yılın en düşük büyümesi olacak. Türkiye’de yoksullaştıran bir büyüme oluyor. Türkiye tarihin en yükek dış ticaret açıklarından birisini bu sene verecek. Türkiye AK Parti döneminden bu yana cari açık olarak 650 milyar doları geçecek. Cari açık kronik bi problem, 20 senedir iktidardalar ve hala bir çözüm oluşturamadılar. Cari açık sorununu çözmek için Türki lirasının değerini düşerecek politikalar yapılıyor ve enflasyon yükseliyor. O yüzden Türkiye’nin büyümesi yoksullaştıran bir büyümedir. 

YOKSULLUKLA MÜCADELE 

Türkiye’de mutlak yoksulluk dediğiniz, açlık sınırının altına inen yoksulluktur. 2014-2015 yıllarında sıfırlanmıştı. Türkiye mutlak yoksulluğu en hızlı indiren ülkelerden birisi haline gelmişti ama 2018 yılında tekrar yükseldi. 2002 yılında ortalama ücret, asgari ücretin 2 katıydı. Bugün ise 1.1 katına düşmüş vaziyette. Emeğin katma değeri düştü. Herkes asgari ücretleşiyor. Nitelikli iş yapmanın bir önemi kalmıyor. Onun için gençlerin gözü dışarıda. Önce mutlak yoksullukla mücadele edip, tekrar eski haline getirmek lazım. 

Mutlak yoksullukla mücadelenin reçetesi bellidir. Sosyal yardımları hak temelli ve adil dağıtıyor olmanız lazım. Sadece sosyal yardım dağıtıyor olmak yeterli değildir. Belki de daha da önemlisi sosyal yardımlar bir işe başladığınızda kesilmemesi lazım. Bizim programımızda sosyal yardımlar bir işe başlayıp, belli bir süre geçene kadar devam ediyor. Yeni işe giren bir kişi, iki ay sonra işini kaaybederse tekrar sosyal yardım alamaz hale geliyor. Bunun aile gelirine endeksli hale getirilmesi zorunlu. Tek bir kişinin çalışması önemli, ama haneye ne kadar katkıda bulunduğu çok daha önemli. 

ENFLASYON TÜİK VERİLERİ

Enflasyonla ciddi bir mücadele yaptığınızda, enflasyonu yüzde 5’e indirdiğinizde ne kur, ne de hayat pahalılığı problem kalıyor. Genel Başkanımızın Başbakanlığı döneminde 2015 yılında asgari ücrete yüzde 30 zam yapıldı. O zaman da ‘Bu enflasyonu artıracak. Sanyaiciyi ve ihracatçıyı öldürecek’ dediler. O sene enflasyon yüzde 8’le bitti. Türkiye en son reel geliri o zaman artırdı. 7 senede reel gelir artmıyor. Geliriniz enflasyonla artsa bile reel gelir artmıyor. Enflasyon önden geliyor ama siz zamlarınızı 6 ay sonra alabiliyorsunuz. Bugün yüzde 78 enflasyonla geliri artan bir çalışan düşünün. Birçoğunun gıdaya harcadığı gelir yüzde 120-130 arttı. Gıda, kira ve ulaşımdaki enflasyon, toplumun yüzde 95’inin enflasyonudur.

Türkiye, TÜİK verileriyle dünyanın en yüksek 6. enflasyonuna sahip ülke. Bu bir utanç, başlı başına bir skandaldır. Bu utançtan kurtulmamız lazım. TÜİK rakamlarının doğru olmadığını düşünüyorum. 

‘6’LI MASA’NIN EKONOMİ PROGRAMI

Ekonomi bu 6’lı masanın içindeki en önemli gündemden bir tanesidir. Ekonomi kurumlarının kurumsal yönetimiyle ilgili ayrıntılı bir rapor çıktı ve yayınlandı. 6’lı masa bir iş birliği masası ama henüz ittifak masası değil. 2018 seçimlerinde 4 parti ittifak yaptı. Yeni kurulan 2 parti (Gelecek ve DEVA) henüz ititfkaın bir parçası değil. İttifakın parçası olmadan ortak ekonomi programı açıklamak mümkün değil. Ortak ekonomi programı bu ittifakın açıklanmasının ardından ortaya çıkar. 

GELECEK-DEVA KRİZİ: BUNLARIN YAŞANMASI DOĞALDIR

Geçtğimiz Mayıs-Haziran ayında Sayın Genel Başkanımızın Saadet, DEVA ve Gelecek Partileri arasında bir bildirinin altına imza atma teklifi vardı. Ama sonuca ermedi. Aslında bu 6 parti hiç birleşmedi. Tek logoyla siyaset yapmıyor. Dolayısıyla ufak tefek gerilimlerin oluşması hiç sağlıksız değil. Seçim öncesinde bunların olması çok doğaldır. Evlilikteki ufak tefek tartışmalar gibidir. Hiçbir endişeniz olmasın 6 parti kendi kurumsal kimliğiyle devam etse de iş birliği ittifaka dönüştüğünde sağlam bir ekonomi programıyla milletin karşısına çıkacak."