Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni asgari ücreti, bugün Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Özgür Burak Akkol’un da katıldığı basın toplantısında, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na asgari ücretin 9 bin lira olması önerisinde bulunan TÜRK-İŞ’ten temsilci katılmadı. Erdoğan, toplantıda şunları söyledi:

“GÖNLÜMÜZ, ÇALIŞAN TEMSİLCİLERİNİ DE BUGÜN ARAMIZDA İSTERDİ”

“Her sene olduğu gibi bu yıl da önümüzdeki yılın asgari ücretini belirlemek üzere çalışan ve işveren temsilcileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’mızın nezaretinde bir araya gelmiştir. Yapılan bir dizi toplantı sonrasında, çalışan ve işveren tarafları maalesef ortak bir rakam üzerinde anlaşamamıştır. Hükümet olarak biz, tüm tarafların tekliflerini ve gerekçelerini saygı ile karşılıyoruz. Elbette herkes, kendi öncelikleri, kendi hassasiyetleri, kendi çıkarları doğrultusunda bir tutum ortaya koyacaktır. Bize düşen görev, ülkemiz ve milletimiz için en doğru, en hakkaniyetli, en sürdürülebilir sonucun ortaya çıkmasını sağlamaktır. Ne emekçilerin hakkının yenmesine ne de işverenlerin üzerinde altından kalkamayacakları bir yükün bindirilerek istihdamın zarar görmesine rıza gösteririz. Meseleyi bu açıdan ele alarak, taraflar arasında makul noktada uzlaşma sağlanabilmesi için samimi gayret sarfettik. Gönlümüz, çalışan temsilcilerini de bugün aramızda isterdi. Ancak taraflardan herhangi biri katılmadığı için hem çalışanların alacakları en az maaş düzeyini hem de buna endeksli pek çok geliri belirleyen asgari ücreti ortada bırakamazdık. Nitekim geçmiş yıllarda da taraflar uzlaşmaya varamadığı halde hükümetçe sonuçlandırılan çok sayıda asgari ücret müzakeresi vardır. Bu defa da öyle yaptık. Açıklayacağımız asgari ücret rakamı, ülkemizin genel ekonomik ve sosyal görünümü ile de uyumludur.

“BUGÜN ÜLKEMİZ, 34,7 MİLYONLUK İŞ GÜCÜNE KARŞILIK 31,6 MİLYONLUK İSTİHDAMLA TARİHİNİN EN YÜKSEK ÇALIŞAN RAKAMINA ULAŞMIŞTIR”

Türkiye’de yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlalığı yolu ile büyüme gayretlerimizin en somut sonuçlarını çalışma hayatından aldığımız bir gerçektir. Bugün ülkemiz, 34,7 milyonluk iş gücüne karşılık 31,6 milyonluk istihdamla tarihinin en yüksek çalışan rakamına ulaşmıştır. Üstelik bu seviye, kadınlarımızın iş gücüne katılımının rekor kırdığı bir dönemde yakalanmıştır. Küresel krizin gelişmiş ülkeleri dahi ciddi şekilde sarstığı bir süreçte Türkiye’nin kalkınmasını artırarak sürdürmesi, tüm dünyada ilgi ile takip edilmektedir. Ülkemizin elde ettiği her kazanımı, 85 milyon vatandaşımızın tamamının hayat kalitesini yükseltmek için kullanıyoruz. Çalışma hayatından sosyal yardımlara, yatırımların teşvikinden sanayi ve tarım üretimin desteklenmesine kadar her alanda bu gayretin izlerini ve neticelerini görmek mümkündür. Geçtiğimiz haftalarda, kamu görevlilerinin ek göstergeden sözleşmelilerin kadroya geçilmesine kadar pek çok talebini bu anlayışla çözüme kavuşturduk.

“ÜLKEMİZDE 2002 YILINDA 184 LİRA OLAN ASGARİ ÜCRET, BİZİM DÖNEMİMİZDE NOMİNAL OLARAK 30 KAT, REEL OLARAK YÜZDE 142 ORANINDA ARTMIŞTIR”

Memur ve emekli maaşlarında yapılacak artış oranlarını da bu şekilde tespit edeceğiz. Adeta akrebin kıskancında yoğurularak gelişen, büyüyen, güçlenen Türkiye’nin çok büyük fedakarlıklarla kazandığı imkanları her bir insanımızın emrine vermeyi sürdüreceğiz. Ülkemizde 2002 yılında 184 lira olan asgari ücret, bizim dönemimizde nominal olarak 30 kat, reel olarak yüzde 142 oranında artmıştır. Geçtiğimiz yıl başında asgari ücreti, o günlerin şartlarını dikkate alarak yüzde 50 oranında artış yaparak net 4 bin 253 liraya yükseltmiştik. Asgari ücretten alınan gelir vergisi ve damga vergisini de kaldırmıştık. Ayrıca tüm gelirlerin asgari ücret kadar kısmını bu muafiyet kapsamına dahil etmiştik. Yıl içinde enflasyonda yaşanan yüksek artış bizi, temmuz ayında yeni bir düzenleme ile asgari ücreti 5 bin 500 liraya çıkarmaya yöneltmiştir. Bütün bunları yaparken unutmayalım, sırtımızda bu milletin küfesi var. Altyapı ile üstyapı ile bu ülkede eğitimde, sağlıkta attığımız adımlar var. Bütün bunlarla beraber bu hesapları da ilmik ilmik dokuyarak yapıyoruz. Böylece yıl içinde asgari ücrette ortalama yüzde 80 ve kümülatif yüzde 95 oranında artış sağlamıştık. Ülkemizi faiz-kur-enflasyon cenderesinden çıkarma mücadelemizin meyvelerini toplamaya başladığımız şu kritik dönemde hem hakları koruyan hem dengeyi gözeten yol izliyoruz. Ama tabii sırtında küfe olmayanlar atıyorlar.

Kılıçdaroğlu, Sol Parti yöneticileri ile bir araya geldi Kılıçdaroğlu, Sol Parti yöneticileri ile bir araya geldi

“8 BİN 500 OLARAK ARAMIZDA MUTABIK KALDIK”

Şimdi sizlerle beraber asgari ücret rakamını paylaşmak istiyorum. Bu süreçte gerek değerli Bakan’ıma gerek TİSK Başkanı’mıza, hassasiyetle bu süreci sürdürdükleri için şahsım, milletim adına kendilerine çok teşekkür ediyorum. Net asgari ücret; 2023 yılında inşallah 8 bin 500 olarak aramızda mutabık kaldık. Bu asgari ücretin işverene yansıması olduğu gibi bize de yansıması var. Bütün bu yansımaları düşünerek bu adımı attık. Böylece asgari ücrette geçtiğimiz yılın ocak ayına göre yüzde 94, temmuz ayına göre yüzde 50 oranında artış sağlanmış, yıllık ortalama artış oranı yüzde 70’in üzerinde gerçekleşmiştir. Yeni asgari ücretin çalışanlarımız, işverenlerimiz başta olmak üzere ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Tekrar bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

“ASLINDA BURADA BİR AİLE FELSEFESİ VAR”

TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol ise açıklanan asgari ücrete ilişkin şunları dedi:

“Uzun ve zorlu bir süreci geride bırakıyoruz. Bizim her platformda ifade ettiğimiz gibi, Türkiye İşverenleri Sendikaları Konfederasyonu’nun bu süreçte üç tane önceliği vardı. Birincisi, Sayın Cumhurbaşkanımız da az önce ifade etti, ülkemizin sürdürülebilir refahı oldu. İkincisi, çalışma arkadaşlarımızın, çalışanlarımızın enflasyon karşısında korunması oldu. Üçüncüsü de işletmelerimizi ve üreticilerimizi ayakta tutarak üretim ve istihdamın sağlanması oldu. Dengeli ve sosyal tarafların tümüne fayda sağlayacak bir asgari ücreti belirlemenin önemini her daim aktarıyoruz. Bizden sık sık duyuyorsunuz; devlet bizim devletimiz, işçi bizim işçimiz, işveren bizim işverenimiz. Aslında burada bir aile felsefesi var. Bazen tüm konularda anlaşıyoruz, bazen aile bireyleri arasında anlaşmazlıklar olabiliyor ama biz günün sonunda birlik, beraberlik ve bütün olduğuna kalpten inanıyoruz. Bugün işçi tarafı ile görüş ayrılıkları olmuş olabilir ama yarın başka konularda yine mutabakatlar sağlayacağız.”

“ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞANLARI DEĞİL, ONUN ÜZERİNDE ÇALIŞANLARIN DA REFAHTAN PAY ALACAKLARI YENİ BİR ÜCRET SKALASI OLUŞTURACAKTIR”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin de şöyle konuştu:

“Asgari ücret, Türkiye’de yaklaşık ücretlilerin yüzde 37’sini ilgilendiren bir ücret. Fakat onunla sınırlı kalmıyor; bütün ücretlileri, ücret yapılarını düzenliyor. Asgari ücretin üzerindekiler, kademe kademe, asgari ücretten sonra yeniden ücretlerin ayarlandığı bir sürece giriyorlar. Bu demek ki sizin açıkladığınız bu rakam, bütün çalışanların, sadece asgari ücretle çalışanları değil onun üzerinde çalışanların, emekçilerin de refahtan pay alacakları yeni bir ücret skalasını oluşturulacaktır. Bu, Türkiye’nin büyümesine, büyürken emekçileri düşünen bir sosyal devlet anlayışına yakışan bir tutumdur. Bu yaklaşım, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını, toplumun bütünleşerek, emekçileri ve işverenleri ile üretim sürecine daha verimli bir şekilde katılmalarını sağlayacaktır. Sosyal devlet politikalarına uygun bir yaklaşımı sürdürme katkınızdan dolayı saygı duyuyoruz. Sürece katılan işverenlerimiz ve işçi kesimin temsilcileri, bugün masada olmasa da müzakereler sürecinde oluşmasına katkı yapmışlardır. Onun için başta Sayın Burak Bey olmak üzere TİSK temsilcilerine buradan teşekkür ediyorum.”

“DEVLET OLARAK, HİÇ UNUTMAYALIM Kİ SIRTIMIZDA BİZİM ÖNEMLİ BİR KÜFE VAR VE BU KÜFE DOLUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıyı şu sözlerle tamamladı:

“Gerek Bakan’ıma gerek Burak Bey’e, hakikaten bu süreç içerisinde ortaya koydukları performans sebebi ile şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Açıklanan rakam, bir yerde devlete olan maliyeti nedeni ile işverene olan maliyeti itibariyle nihai bir rakam değil. Bunun adeta katlayanları var. Bunlarla beraber bu maliyet ne yapıyor? Maliyet daha da artıyor. İşin diğer yanı, devlet olarak, hiç unutmayalım ki sırtımızda bizim önemli bir küfe var ve bu küfe doluyor. Altyapı ile üstyapı ile sağlıkta, eğitimde attığımız adımlarla ve bütün bunlarla beraber Türkiye, yeni yüzyıla çok farklı bir girişin içerisinde.”