Babacan: Adayı 13 Şubat'ta açıklamayı öngörüyoruz ancak... Babacan: Adayı 13 Şubat'ta açıklamayı öngörüyoruz ancak...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya’da toplu açılış törenine katıldı. Erdoğan, şöyle konuştu:

“KARDEŞLERİMİZİ O FELAKETİN İÇİNDE YALNIZ BIRAKMADIK”

“Öncelikle geçtiğimiz ay aşırı yağışlar sebebiyle sel felaketine maruz kalan Kumluca, Finike ve Demre ilçelerimizdeki vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Felaketin ilk anından itibaren devlet olarak tüm imkânlarımızla olaya müdahale ettik. Ardından da yaraları saracak adımları süratle attık. Sağ olsun bakan arkadaşlarım gerek sayın Soylu, gerek Vahit Kirişci anında bölgeye ulaştılar. Orada hemen AFAD ile Kızılay ile her şeyimizle orada devletin varlığını ifade ettiler. Yani kardeşlerimizi o felaketin içinde yalnız bırakmadık. Niye? Çünkü biz devletiz, ‘Kenarı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, gelir de adli ilahi sorar onu Ömer’den’ diyerek oralarda görevimizin başında yerimizi aldık. Kumluca’da binin üzerinde haneye, Finike’de 226 haneye, Demre’de 7 haneye eşya desteği verdik. Toplam 883 işyerine de nakdi destek sağladık. Zarar gören bin 615 araç için de sahiplerine maddi yardım yaptık. Sel felaketinde zarar gören 11 bin 755 dekar tarım alanı için 2 bin 769 çiftçimize 40 milyon liraya yakın nakdi yardım ödemesinde bulunduk. Tarım sigortası olanlar da zararlarını buradan karşılayacak. Toplamda 6 bin 430 vatandaşımıza 137 milyon lira nakdi yardım yapıldı.

Bilindiği gibi, önceki yılın Temmuz ayında da Antalya’nın doğu tarafındaki ilçeleri yangın afetine maruz kalmıştı. Manavgat, Gündoğmuş, Alanya ve Akseki ilçelerimizde yangında zarar gören evlerin yerine inşa ettiğimiz yaklaşık 900 konuttan 427’sinin anahtarlarını hak sahiplerine teslim ediyoruz. Kalanları da yakında teslim edeceğiz. Yanan bölgelerimizde 143 bin kilo tohumu toprakla buluşturarak ağaçlandırma çalışmalarını sürdürüyoruz. Ayrıca yangına dayanıklı ağaç türlerini yaygınlaştırıyoruz. Bu kapsamda 2,5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Görüldüğü gibi her hâl ve şart altında vatandaşlarımızı yalnız bırakmıyoruz. Mağduriyet yaşayan herkes maddi ve manevi her türlü destekle yanlarında yer alıyoruz.

Turizm şehri Antalya’nın belediyelerin görevi olduğu hâlde yapmadıkları atık su arıtma tesislerini de hükümet olarak biz yapıyoruz.

“5 AYIMIZ VAR”

Bugün şu karşımda gördüğüm muhteşem katılım, Antalya’nın nereye doğru yürüdüğünü gösteriyor. Fazla değil, 5 ayımız var, 5 ay. 5 ay durmak yok. Ve sandıkları gümbür gümbür patlatmaya hazır mıyız? Serik bölgesine hizmet verecek atık su arıtmasıyla ilgili sorunu 1,5 milyar liralık Kemer ve Çamyuva bölgesine hizmet verecek atık su arıtma tesisiyle ilgili sorunu da 1 milyar liralık yatırımla çözüme kavuşturuyoruz.

Antalya Şehir Hastanemizin inşası yüzde 70 seviyesine geldi. Yatak kapasitesi bin 750 olan şehir hastanemiz, 285 bin metrekareyi bulan kapalı alanı ve son teknolojiye sahip altyapısı ile Antalya’ya yakışır bir eser olacaktır.

Antalya Havalimanı’nın yıllık yolcu kapasitesini nereye çıkardık, 35 milyona çıkardık. Gazipaşa Alanya Havalimanı’nı hizmete açtık. Geçtiğimiz yıl 25 milyonu yabancı olmak üzere toplum 31 milyona yakın yolcunun kullandığı Antalya Havalimanı’nın kapasitesini, şimdi nereye çıkartıyoruz, 80 milyona. Antalya Havalimanı’nın ne hâle geleceğini görün.

“MÜCADELEYİ TEK PARTİ DEVRİ ARTIĞI KİFAYETSİZLERE RAĞMEN YÜRÜTTÜK”

Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize asırlık demokrasi ve kalkınma eksiklerini bu anlayışla tamamladık. Bugün hamdolsun bölgesinde ve dünyada söz sahibi, iddia sahibi, güç sahibi, vizyon ve proje sahibi bir Türkiye var. Salgından savaşa, krizlerin kol gezdiği enerjiden gıdaya, her alanda dünyanın sıkıntı yaşadığı bir dönemde dahi ülkemizi hedeflerinin menzilinde tutmayı başardık. Daha önemlisi bu mücadeleyi ve elde ettiğimiz kazanımları içerideki tek parti devri artığı kifayetsizlere rağmen yürüttük. Attığımız her adımda, her reformda karşımızda ilkel ve sapkın bir zihniyeti bulduk. Milletimizin karşısına hangi projeyle çıktıysak, ne dediler, ‘Yaptırmayız’. Ülkemizi hangi hedefe yönelttiysek ne dediler, ‘Yaptırmayız’. Şehirlerimize hangi yatırımları götürdüysek, ne dediler, ‘Yaptırmayız’. ‘Niye’ diye sorduğumuzda da arsızca, ‘Bizim işimiz bu’ diye cevap verdiler.

Bunlar karşımıza ‘Yapamazsınız’ diye her dikildiklerinde, yaparsak biz yaparız diyerek azimle kararlılıkla gayretle yolumuza devam ettik. İşte bugün, Kepez bunu söylüyor. Türkiye, kendisine biçtiği tek vizyonu yaptırmamak, ettirmemek olan bir muhalefete rağmen bugünlere geldi. Evet, yarın değil hemen şimdi.

“BUNLAR İKİ DE DEĞİL ALTI BAŞLI YÜRÜTME PEŞİNDE KOŞUYOR”

Ülkemiz yeni bir seçimin arifesinde. Karşımıza yine bir yaptırmayız ittifakı ile çıktılar. Üstelik bu sefer sadece bize yaptırmayacaklarını söylemekle yetinmiyor, kendi aralarında da kendi taktiği izleyeceklerini ilan ediyorlar. Geçmişte on yıllarını kısır siyasi çekişmelerin, çok başlılığın, koalisyonların siyasi dağınıklığın yol açtığı kayıplarla heba eden Türkiye’ye tek vaatleri, yine aynı düzeni geri getirmek. Ama, yapamayacaksınız.

Biz milletimizi vesayetin cenderesinden kurtarmış olmakla övünüyoruz. Bunlar kendi vesayetlerini inşa etmeye çalışıyor. Bu defa vesayetin adı ne biliyor musunuz? Altılı masadaki vesayetin adı, siyasi vesayet. Biz ülkemizi siyasi ve sosyal kaos ikliminden çıkarmakla gurur duyuyoruz. Bunlar kendi kaoslarını oluşturmaya çalışıyor. Biz, Cumhuriyetimizin yeni asrına Türkiye Yüzyılı vizyonu damgasını vurmak için çalışıyoruz, bunlar ülkeyi tekrar kendi içine kapatmaya çalışıyor. Velhasıl, nereden tutsanız elinizde kalan bir anlayışla karşı karşıyayız. Üstelik, millete söyledikleri sözleri uygulayabilecekleri hiçbir hukuki zemin mevcut değil. Seçimden sonra böyle bir hazırlıkları ve niyetleri olduğuna dair bir işaret de yok. Türkiye, eskiden yürütmede iki başlılığı kaldıramadığı için ağır bedeller ödedi, siyasi, sosyal, ekonomik krizler yaşamıştı. Bunlar iki de değil altı başlı yürütme peşinde koşuyor. Allah akıl, fikir, izan versin.

Geçtiğimiz yıl, Antalya’ya yurt dışından 25 milyon turist geldi ya, bunlara göre hepsi de kapıları suratlarına kapatmamız gereken yabancılarmış. Kafaya bak ya. Sadece Rusya ve Ukrayna’da 100 bin kişi, aradıkları huzuru ve refahı burada buldukları için nereye geldi, Antalya’ya geldi. Aynı şekilde Avrupa ülkelerinden, Orta Doğu ülkelerinden, dünyanın dört bir yanından insan dinlenmek, eğlenmek, kaliteli vakit geçirmek için nereyi tercih ediyor, Antalya’yı. Peki bu kadar insan Antalya’ya gelince biz ne kazanıyoruz? Milyonlarca vatandaşımız iş sahibi oluyor mu? Oluyor. Yüz binlerce üreticimiz, çiftçimiz, mülk sahibi malını değerinden pazarlayabiliyor mu? Pazarlayabiliyor. İnşaattan ulaşıma, tüm sektörler canlanıyor mu, canlanıyor. Öyleyse yurt dışındaki yatırımcılara, ‘Türkiye’ye gelmeyin’ demenin manası nedir? Kim diyor bunu? Kim diyor, kim? Bay Kemal. Ya bunlarda utanma, sıkılma yok. Ülke içindeki yatırımcılar, onlara da ne diyorlar, ‘Size bunların hesabını soracağız’. Kafaya bak ya. Kime, neyin hesabını soruyorsun? Eğitimde, her türlü adımı bunlar attı. Sağlıkta her türlü adımı bunlar attı. Ulaşımda 6 bin 100 kilometreden alıp 21 bin 800 kilometreye yollarımızı bunlar ulaştırdı. Viyadüklerimizi bunlar yaptı. Köprülerimizi bunlar yaptı. Neymiş, onlara hesap soracakmış. Sıkar, sıkar. Neyin hesabını soruyorsun? Bu millet size bunun fırsatını vermez. Sandıklarda da bunun fırsatını vermeyecek. Onun için çok çalışacağız. Huzurumuza kasteden terör örgütü yandaşlarına bunlar yüz vermedi mi? Bay Kemal bu teröristlerle kol kola dolaşmadı mı? Hâlâ bunların önünü açmaya gayret etmiyorlar mı? Ama Cudi’de bunların hesabını biz sorduk. Gabar’da bunların hesabını biz sorduk. Tendürek’te bunların hesabını biz sorduk. Şimdi bu teröristler nerede? Güneye gittiler. Yine devam ediyoruz, edeceğiz. Emperyalistlerin değirmenine su taşıyacak eyyamcılığın anlamı nedir? Soruyorum. Kendi ülkesine ve milletine düşmanlık eden böyle bir siyaset anlayışının dünyanın başka bir yerinde örneği var mı? Yoktur, göremezsiniz. Çünkü hiçbir ülkede siyasetçi yediği ekmeği, içtiği suyu, soluduğu havayı zehirlemeyi aklından bile geçirmez. Tam tersine, milli meselelerde her türlü farklılığı bir kenara bırakıp kendi devletinin kendi hükümetinin etrafında sımsıkı kenetlenir. Türkiye’nin her meselesini çözdük. Sadece, işte bu muhalefet sorununu halledemedik.

“YETER Kİ SİZ EGE’DE BİZİMLE UĞRAŞMAYIN”

Bay Kemal, sen nerede dolaşıyorsun? Senin yavruların nerelerde dolaşıyor? Biz Tayfun’u şu anda ateşledik, menzili ne kadar Tayfun’un? 561 kilometre. Yunanlılar ne yaptı, telaşa kapıldı. Hemen gazeteler başlıkları attı. ‘Ya bunlar Atina’yı vuracaklar.’ Bizim öyle bir derdimiz yok. Yeter ki siz Ege’de bizimle uğraşmayın. Ege’de bizimle uğraşmadığınız müddetçe biz sizlerle uğraşmayız. Bizim yapacak daha çok işimiz var.” (ANKA)