CHP İzmir’de uzun zamandan beri yaşanan kriz her geçen gün büyüyor. İl kongresiyle ayyuka çıkan ve Yüksel’in istifasıyla tavan yapan kriz tüm hızıyla devam ediyor.

Bu kriz ilçelerde de gerginliğe yol açıyor. Yaşananlara genel merkezin müdahale etmesi gerektiğini daha önce ifade etmiştim. Bırakın genel merkez yöneticilerinin müdahale etmesini, onlarda kendi derdine düşmüş durumda…

Orada yaşanan kriz daha büyük…

Ve son seçilen MYK üyeleriyle ilgili ciddi sıkıntılar olduğu ve bugün yapılacak MYK’da değişiklik olabileceği ifade ediliyor. Bu olur mu bilemem ama İzmir’de özellikle son dönemlerde örgüt ile belediye başkanları arasında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Birçok ilçe başkanı belediye başkanı ile sorun yaşamış ve yaşıyor olsa da bunu çok dışa vuramıyor.

Bunun tek nedeniyse, genel merkez yöneticilerinin pasif bir siyasi anlayış içinde olması ve örgüt başkanlarından çok belediye başkanlarıyla ilişki içinde olmalarından kaynaklanıyor.

Zaten Alaattin Yüksel’in istifasına zemin hazırlayan nedenlerden biri de, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un yapılan organizasyonlarda belediye başkanlarını arayarak il başkanını devre dışı bırakması olmuştur.  

Ve gelinen süreçte Yüksel istifa etmiş olsa da bugün yapılacak MYK toplantısında bunu hesabının görüleceğini düşünüyorum.

Neyse dönelim Yüksel sonrası CHP’nin durumuna… İl Başkanı seçilen Asuman Ali Güven’in geldiği günden beri CHP içinde iyi işler yaptığını söylemem gerekiyor. Özellikle il yönetimiyle yakaladığı uyum ve yapıcı tarzıyla şimdilik sorunu çözmüş gibi…

Gelelim şimdi ilçelerde yaşananlara ve 2019 hesaplarına…

CHP içindeki gelişmelere baktığınızda (partinin her dönem kanayan yarası olan) aslında yaşananların en büyük sebebi 2019’da yapılacak yerel seçimlerin hesaplaşması gibi görünüyor.

Özellikle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun  “2019’da aday değilim” açıklamasından sonra CHP’de başlayan kıpırdanma o süreye kadar bitmeyecek gibi görünüyor.    

Ve ilçelerde adaylık hesapları erkenden başladı…

En popüler ilçelerse Bayraklı, Çiğli, Karşıyaka, Bornova gibi metropol ilçeler…   Bu ilçelerde adaylık düşünenler çalışmalara başlamış durumda.

Şimdi bunu bir örnekle sizinle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde eski PM üyesi bir dostumla yaptığım sohbette bana çok ilginç şeyler anlattı.

Geçtiğimiz günlerde İl eski Başkanı Ali Engin’le ilgili yazdığım köşe yazısıyla ilgili değerlendirme yaparken, söylediği sözleri sizinle paylaşmak istiyorum…

Sevgili dostum bana, Engin’in 2019 yılında yapılacak belediye başkanlığı seçiminde Karşıyaka’dan aday olacak mısın sorusuna “Hüseyin benim kardeşim, o burada olduğu sürece ben Karşıyaka’dan aday olmam. Ben önümüzdeki dönem Bayraklı’dan aday olacağım” diyerek 2019 planını açık açık ifade etmiş…

Şimdi İl eski Başkanı Ali Engin’in il başkanlığı döneminde başarılı işler yaptığını her zaman ifade eden biriyim. Ancak özellikle 2014 yerel seçimlerini yönetememesi ve ardından devam eden siyasi konjonktürde yanlış üstüne yanlış yapması onu büyük bir çıkmaza soktu.

Ve kongrede Alaattin Yüksel’e verdiği destek açıklamasıyla tabanında ciddi kayıplar olan Engin’in daha önce Çiğli Belediye Başkan Aday Adaylığı, yine il başkanı olduğu dönem Karşıyaka Belediye Başkan Adaylığı için kulis yapmış fakat başarılı olamamıştı. Ve ardından milletvekili adayı olmuş ve ön seçimden seçilecek sıralamaya girememişti.    

Aslında Engin siyasi kariyerinde her geçen gün kan kaybediyor. Daha önce Engin’e destek veren bazı siyasilerin sohbetimizde “bundan sonra Ali Engin’le bir işimiz olmaz” sözleri eklenince gerisini siz düşünün.

Nedeniyse son günlerde Engin’in tavrı ve açıklamalarında yaptığı tutarsızlıklarından dolayı yol yürümeyeceklerini ifade ettiler.

Zaten uzun zamandan beri siyasi yaşamında başarısız bir şekilde yol alan ve her geçen gün giderek kan kaybeden Engin’in bu çıkmazdan nasıl çıkacağını bilemem ama işinin çok kolay olmadığını ifade etmek isterim…