Fuar İzmir'de düzenlenen etkinlikte konuşan Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hakkı Kazaz, Egepol Kalp Damar Merkezi olarak deneyimli hekim, hemşire ve teknik ekiple tanı ve tedaviler konusunda 7 gün 24 saat hizmet verdiklerini söyledi.

Seminerde “Bypass ameliyatlarında bacak yarası ile barışma zamanı” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Hakkı Kazaz, “Yıllık 4 bin 500 anjiyografik girişim ve küçük kesi yöntemiyle 400 açık kalp ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Koroner bypass ameliyatı için kapalı yöntemle damar çıkarmak, damar kalitesini ve hasta konforunu artırıyor. Açık yöntem ise damar üzerinde az da olsa hasara yol açabiliyor. Açık yöntemle damar çıkarma en az 30-35 cm'lik bir kesikle yapılırken kapalı yöntemle sadece 1 cm'lik bir kesiden damar çıkarılabiliyor. Bu durum, yara izinin küçük olması nedeniyle kozmetik faydasının yanı sıra enfeksiyon riskini de azaltıyor. Ameliyat sonrasında ve iyileşme hızı da artıyor ve kesinin küçük olmasına bağlı olarak ağrı çok azalıyor” diye konuştu.

KAPALI YÖNTEM AVANTAJ SAĞLIYOR

Minimal invaziv kalp ameliyatları konusunda bilgi veren Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Doç Dr. Veysel Şahin, “ Kapalı yöntemle yapılan meme altı bypass operasyonunda iman tahtası da denilen göğüs kemiğinin kesilmesine ve göğüs kafesinin tamamen açılmasına ihtiyaç olmadan, meme altından yapılan küçük bir kesi ile özel cihazlar aracılığıyla operasyon gerçekleştiriliyor. Göğüs kafesini birleştiren iman tahtası kemiği kesilmediği için hastaların ameliyat sonrası iyileşme süresi de kısalıyor. Klasik yöntemle bypass ameliyatı geçiren hastalar en erken 1 buçuk - 2 aylık bir süreden sonra normal yaşantısına dönebiliyor. Bunun yanında, meme altı baypas operasyonu geçiren bir hasta, 2 haftada normal yaşantısına dönebiliyor, taburcu olduktan sonra yan yatabiliyor ve araç kullanabiliyor. Ayrıca hastalarda kemik kaynaması sorunu, yara akıntısı ve enfeksiyon riski de az olduğu için operasyon sonrasındaki konfor da artıyor. Bu yöntem hekim onayı verildikten sonra her hasta için yapılabiliyor. Tecrübeli ellerde ve donanımlı merkezlerde güvenli bir şekilde uygulanıyor ” ifadelerini kullandı.

BAŞARILI SONUÇLAR VERİYOR

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Işık Erdoğan, Endovasküler Damar içi girişimle kalp ve damar hastalıkları tedavisi konusunda aydınlatıcı bilgiler verdi.

Türkiye kan beklerken, Kızılay kapıdan çevirdi Türkiye kan beklerken, Kızılay kapıdan çevirdi

Uzm. Dr. Erdoğan, şunları söyledi: “Son 30 yıl içinde kalp ve damar hastalıklarında giderek uygulama alanı genişleyen endovasküler tedavi yöntemleri ile pek çok kalp ve damar hastalığına bağlı ölüm oranlarında azalma yaşandı. Hastaların kalıcı hasar olmaksızın sağ kalım sürelerinde ciddi artışlar sağlandı. Ana kan damarları vasıtasıyla vücudun birçok bölgesine erişmek ve bu bölgelerin damarlarındaki darlık, tıkanma ya da balonlaşmaları, kalp kapak hastalıklarını, doğuştan gelen bazı kalp hastalıklarını, damarların pıhtı ile akut tıkanmalarını tedavi etmek mümkün hale geldi. Endovasküler yöntemle tedavi edilebilen kalp ve damar hastalıkları ise koroner arter hastalıkları, kalp krizleri, kalp kapak hastalıkları, aort damar genişleme ve yırtılması, şah damarı hastalıkları, inme, böbrek atardamar daralmaları, damarların pıhtı ile akut tıkanmaları ve akciğer embolisi olarak sıralanabilir. Endovasküler tedavinin avantajları arasında lokal ya da bölgesel anestezi kullanılması, sadece iğne ile damar içine giriş sayılabilir. Bazı uygulamalarda küçük kesiler yapılır, iyileşme süreci çok kısadır ve süreç konforludur. Fiziksel bir kısıtlılık olmaz. Hastanede kalma süresi çok kısadır, yoğun bakım takibi çoğunlukla gerekmez, tıbbi koşulları açık cerrahiye uygun olmayan hastalar için de avantajlı bir yöntemdir”

VARİS TANI VE TEDAVİSİ

Kozmetik varis tedavisi hakkında bir sunum gerçekleştiren Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Dr. Ahmet Feyzi Abacılar da “ Varis, toplardamarların deri altında mavi renkte, genişlemiş ve kıvrımlar yapmış olarak görülmesidir. Başlangıçta damarların genişlemesi sonucu şişlikler görülse de varis bulgularının artması ile büyük damar paketleri oluşabilir ve hatta damar çatlamaları görülebilir. Varis için başlıca risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet, (kadınlarda daha sık görülür) obezite, aile öyküsü, hareketsiz yaşam şekli, uzun süre ayakta durmayı gerektiren meslekler ve coğrafya gibi etkenler sayılmaktadır. Varis semptomları, bacakta ağrı yanma hissi kaşıntı ağırlık ve gece kramplarıdır. Tedavi uygulanmadığında alt ekstremitelerde şişlikler yanma, renk değişimleri, iç kanama ve cilt ülserasyonları gelişmektedir. Tedavide ise Skleroterapi ve Endovenöz yöntemler başarılı sonuçlar vermektedir”