Hayatın bize sunduğu en güzel hediyedir dostlarımız. Onlarsız yaşamın güzelliklerini göremeyiz hissedemeyiz. Sevincin mutluluğun farkına varamayız. Dertli başımızı omzuna yaslayınca huzur bulduğumuz, ruhumuzu dinlendirdiğimiz ulu bir çınar gibidir dostlarımız.

Bir dost’ta sarılıp kucaklaşmak, kendine sarılıp kucaklaşması gibi sıcacık bir duygu verir insana. İyi günlerimizde olduğu gibi kötü günlerimizde de bizi asla yalnız bırakmayan o güzel insanları gönlümüzün mahzeninde yıllanmış bir şarap gibi özenle koruruz saklarız hep.

Yorgun yılların önünde sonbahar yaprakları gibi savrulup giderken ömrümüz, dostlarımızın sevgisiyle desteğiyle yaşama sımsıkı tutunuruz. Daha çok sarılırız, daha çok severiz.

Başlangıcı ve sonu olmayan zamanın bir yerinde bazen umutsuzluğa kapılınca her şeyimizi arkada bırakıp toplumdan kaçıp gitmek isterken sarılıp bırakmaz dostumuz, “Gidemezsin” der elini uzatır çeker alır bizi umutsuzluğun bataklığından.

Uzattığı ele dört elle sarılmalıyız. Gerçek bir dostun elidir onun eli. İçtendir, müşfiktir, sıcacıktır. Onun eli sığınabileceğimiz güvenli bir liman gibidir. O limanında yaşama yeniden sarılırız. Kaybettiğimiz mutluluğu, yaşama sevincini hayatın güzelliklerini yeniden hatırlarız.

İster siyasi yaşamınızda, ister özel yaşamınızda, ister iş yaşamınızda; kötü ve sıkıntılı günlerinizde hiç tereddüt etmeden başınızı omzuna yaslayabileceğiniz, sorunlarınızı paylaşabileceğiniz bir dostunuz varsa; şanslı biri olduğunuzu asla unutmayınız. Bir dostun içten sıcacık bir gülümseyişi bile dertlerinizi sorunlarınızı ve acılarınızı unutturur size.