MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Bahçeli'nin, Sinan Ateş cinayeti ve sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendirirken Sinan Ateş'in ismini hiç teleffuz etmemesi dikkat çekti. Bahçeli, özetle şunları söyledi:

“2023 SEÇİMLERİ, İFTİRAYLA İFFET, İRADEYLE İHANET ARASINDA GEÇECEKTİR”

“Bu yıl içinde yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekilliği genel seçimleri için vakit daraldıkça, zaman kısaldıkça hain proje elemanları, oyun uşakları, siyaseti zillete düşmüşlerin iç yüzü birer birer deşifre olmaktadır. 2023 yılı, bir turnusol kağıdı gibi her melaneti, her rezaleti açığa ve ortaya çıkaracaktır. Hatta bu süreç başlamıştır. 2023 seçimleri, iftirayla iffet, iradeyle ihanet arasında geçecektir. 2023 seçimleri, üniter milli devlete sadakat besleyen Türkiye sevdalılarıyla geleceklerini dağılmaya, çözülmeye, ufalanmaya bağlayan federasyoncular arasındaki bir seçime sahne olacaktır.

Türkiye’nin önünü kesmek, yükselişini durdurmak, ayağına zincir vurmak, onca yapılanı yıkmak, onca yatırımı ve hizmeti baltalamak amacıyla faal halde olanlar, aynı kuyrukta sıraya girmişlerdir. Karşımızda belirginleşen husumet cephesi kalabalık ve karanlıktır. Seçime kadar her türlü provokasyonun sahnelenmesi muhtemeldir, beklenmelidir. Zillet ittifakına aleni dayanak ve destek olan küresel emperyalizm, bütün çakallarını aramıza salmıştır. Saros’un uşakları, FETÖ’nün itleri, PKK’nın piyonları, yabancı istihbarat örgütlerinin taşeronları, Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümünü, Cumhur İttifakı’nın kutlu yürüyüşünü sekteye uğratmak amacıyla zillet ittifakının yanında hizalanmışlar, ikmal kanallarını da ardına kadar açmışlardır. Nitekim iğrenç oyunu görüyoruz, beşinci kol faaliyetinin açıkça farkındayız.

Ortak aday çıkartmak için Altılı Masa’daki parti başkanları görüşmelere başlayacaklarmış. Peki bugüne kadar ne görüştünüz, neyle avundunuz, neyin hesabını yaptınız? 12 Şubat 2022 tarihinden bu tarafa toplanıp toplanıp dağılıyorlar. Tarafsız bir cumhurbaşkanı hedefini telaffuz etmelerine rağmen Altılı Masa’nın himaye ve vesayetine A’dan Z’ye bağlanmış bir cumhurbaşkanı kararında fikir ve görüş birliğine varmış durumdalar. Altılı Masa’nın adayı şayet cumhurbaşkanı olursa Türkiye’yi birlikte yöneteceklermiş. Bu nasıl bir hezeyan, nasıl bir boş kafadır?

“OLAN BİTEN NE VARSA BİLİYOR, İZLİYOR ÇOK SIKI BİR ŞEKİLDE TAKİP EDİYORUZ”

Olan biten ne varsa biliyor, izliyor çok sıkı bir şekilde takip ediyoruz. Londra tefecilerinden, New York bankerlerinden, küresel sermaye çetelerinden ilhamını alıp İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin günümüz ayağına talip olan Demokrasi ve Atılım Partisi’nin başındaki zat, Anayasa’nın 66’ncı maddesini 2 Ocak 2023’te tartışmaya açma cüreti göstermiştir. DEVA’nın icazetli başkanını Türklüğün nesi ve neresi rahatsız etmektedir? Türklüğü Anayasa’dan çıkartma cesedimizi çiğnemeden nasıl başarılacaktır? Buna nasıl kalkışılacaktır? Zillet ittifakının her bir ortağı aynı görüşte midir?

Sabrın boyun eğmek değil mücadele etmek olduğunu cümle aleme hep birlikte göstereceğiz. Allah’tan korkmayıp cennetten çıkmayanlar, çakal olup boz kurda diş gösterenler, münafıklığın her türlü yüzünü sahneye sürenler, densizin devesi gibi çan çan ötenler şunu özellikle unutmasınlar ki tek başıma da kalsam davayı çiğnetmeyeceğim. Tek bir ülküdaşımı ezdirmeyeceğim. Sonu ölüm de olsa surda gedik açtırmayacağım.

Karın ağrısı çekenlere, bir cinayet üzerinden siyasi kurgu yapanlara tekrar haykırıyorum ki adayımız belli, kararımız nettir. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Acaba yutar mıyız diye hesap yapanlara sesleniyorum: Deneyin de görün hanyayı, Konya’yı. Cumhur İttifakı haram otobanı olmuş, pis boğazında lokma lokma kalacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi aklınızı alacak, şer odaklarını şaşkına çevirecektir. Davamız dualıdır, Türk milletinin hasıdır, Türk-İslam ülküsünün sancağıdır. Siyasetteki şehitlik anıtıdır, kızıl elmanın duvağıdır, turan ülkesinin eğilmeyecek duruşudur.

“ADLİ VE İDARİ SORUŞTURMA SÜRECİNİN TEFERRUATLA VE TİTİZLİKLE YAPILABİLMESİ MAKSADIYLA HER GELİŞMEYİ YAKINDAN TAKİBE BAŞLADIK”

30 Aralık 2022 Cuma günü, Ankara’nın Çukurambar semtinde hunhar bir suikast vuku buldu. Bu kanlı olay gerçekleşir gerçekleşmez, perde arkasının aralanması, sislerin dağılması, önünün ve arkasının aydınlığa kavuşması amacıyla sabır ve sebatla beklemeye koyulduk. Adli ve idari soruşturma sürecinin teferruatla ve titizlikle yapılabilmesi maksadıyla her gelişmeyi yakından takibe başladık. Zira ortada güpegündüz işlenmiş bir cinayet vardı.

Dibi görünmeyen kuyudan su içmediğimiz, bilmediğimiz göle girmeyeceğimiz herkesin malumudur. Ancak kanlı saldırı gerçekleştikten hemen sonra, adeta tek bir merkezden emir almışçasına MHP’ye organize ve örgütlü bir saldırı ivme alarak hız kazandı, sürekli olarak da kamçılanıp körüklendi.

Tüm FETÖ’cüler, partimize karşı algı operasyonları kanalıyla yeni bir kalkışma başlattılar. Cinayetin gölgesi birdenbire MHP’ye düşürülmek istendi. Bir iç hesaplaşmanın olduğu, devamlı surette iddia edilip gündemde tutuldu. Böyle zamanlar, duygusal taşkınlığın akli melekeleri kilitlediği kaotik ve kargaşa zamanlarıdır. Ve dikkat, temkin, tedbir, sabır, uyanıklık şarttır. Üstelik bu sıkıntılarla karılmış zamanlar, fitnenin sadağından çıkmış ok gibi sağa sola saplanmak için hedef aradığı alacakaranlık zamanlardır.

“BİZİ CİNAYETLE AYNI KAREDE GÖSTERMEK GİBİ VAHİM BİR GÜNAHA ORTAK OLDULAR”

MHP ve Ülkü Ocakları’yla en küçük bağ ve bağlantısı olması şöyle dursun, devamlı kundaklayıp kurutmaya çalışan etki ajanları, içimizden devşirilmiş siyaset artıkları, HDP’sinden CHP’sine, komünistinden bölücüsüne, FETÖ’cüsünden PKK’lısına kadar tüm şirret ve nefret odakları bizi cinayetle aynı karede göstermek gibi vahim bir günaha ortak oldular. Hiç kimse aklından çıkarmasın; kurt kışı geçirir, ama yediği ayazı unutmaz, unutamaz, unutmayacak.

Adına ‘zafer’ denilen yenilmiş ve casusların şebekesine dönmüş marjinal bir partinin ümitsiz vakası, ‘Hepimiz katilin kim olduğunu biliyoruz’ açıklamasıyla Cumhuriyet savcılarının görev alanına giren bir açıklamada bulundu. Bu istihbarat fosiline bildiklerini sormanın kuşkusuz şerefli Türk savcılarının ana görevi olduğunu buradan hatırlatmak, gereğinin yapılmasını istemek hem çağrım hem de görevimdir. Şimdi de parti binalarına ‘Yerli ve milli katil kim’ yazılı afişler asacak kadar küçülüp yerin dibine geçtiler.

“BU KONUYU GERÇEK MECRASINDAN SAPTIRARAK SİYASİ BİR HESAPLAŞMAYA ÇEVİRDİLER”

Cinayeti müfterilik şovuna dönüştüren, itibar cellatlığını pusula yapan, Cumhur İttifakı’nı sarsmayı ve MHP’yi anılan saldırıyla irtibatlandırmak için binlerce FETÖ hesabı açıldı. Pensilvanya menşeli ve merkezli sosyal medya saldırıları yoğun olarak yaşandı, yaşatıldı. Azılı MHP düşmanları, günbegün bu konuyu gerçek mecrasından saptırarak siyasi bir hesaplaşmaya çevirdiler.

Başkan Kılıç, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüştü Başkan Kılıç, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüştü

Aleyhimize, aslı astarı olmayan ihbar ve itham dolu. Düzmece iddialar başta CHP olmak üzere diğer zillet partilerinin, teröristlerin, bölücülerin, küreselcilerin, kozmopolit mankurtların, tescilli devlet ve millet muhaliflerinin eline tutuşturulup tıpkı suç örgütlerine sözcülük yaptıkları gibi meseleyi sahiplenmeleri için siyasi iklim ve istismar ortamı açıldı. Biz, damgalı iftiracıları, bunlara figüranlık yapan onursuzları tanıyoruz. Nefesimizle de enselerinde olduğumuzu ifade ediyoruz.

Milletvekillerimiz ahlaksızca suçlandı. Başkanlık Divanı üyesi arkadaşlarım töhmet altında bırakıldı. Ülkü Ocakları hain bir kuşatmaya alındı. MHP’ye cinayetin ihale edilmesi amacıyla şiddetli bir cephe açılıp ittifakla harekete geçildi. Ne tuhaf ki ülkücüyü öteki gören, Mehmetçik katilleriyle el birliği yapan Kılıçdaroğlu da geçen hafta paylaştığı bir sosyal medya mesajıyla suskunluğumuzun nedenini sorma gereği duydu. Sayın Kılıçdaroğlu, suskun değilim. Sadece firavun taktiklerinizi, edepsiz imalarınızı, seviyesiz ithamlarınızı seyredip gerekli notlarımı aldım, alıyorum. Bu siyaset defosu, gençlerimizin mafyacılık oynadığını, onları teslim etmem gerektiğini, gündemdeki meseleyi 3-5 torbacıyla da geçiştiremeyeceğimi ileri sürdü. Neyi kastettiği ayan beyan ortaya çıkmış oldu. Bak Sayın Kılıçdaroğlu, senin sağında solunda, yanında yörende konuşlanan teröristlerle ülkücü Türk gençliğini sakın ola karıştırma aymazlığına düşme, bu gaflete kapılma.

“VATANIN, MİLLETİN VE DEVLETİN VARLIĞI, BİRLİĞİ VE SELAMETİ İÇİN DE HİÇBİR FEDAKARLIKTAN KAÇINMAYIZ”

Geçtiğimiz yıl siyasi cinayet iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu, neleri bildiğini, kimlerin kulağına ne fısıldadığını, muhtemel istikrarsızlık sarmalında kendisine hangi görevin verildiğini açıklamak durumundadır. Kılıçdaroğlu’nun aklından 12 Eylül öncesinin tekrar vasat bulması geçiyorsa, bunun için baskı altındaysa diyeceğim odur ki telkinlere ve teşvik edici kışkırtmalara kapalıyız. Ancak vatanın, milletin ve devletin varlığı, birliği ve selameti için de hiçbir fedakarlıktan kaçınmayız.

MHP’yi uyuşturucu çeteleriyle, kiralık tetikçilerle, torbacılarla, cinayet örgütleriyle, eşitlemeye, bir göstermeye, aynı kazana atmaya niyetlenmiş, buna heves etmiş kim varsa şerefsiz kere şerefsizdir. Bizim üzerimize kan sıçratmak, katil yaftası vurmak, sokağa çıkmamızı tahrik etmek, Türkiye’yi bir kavga iklimine çekmek için el ovuşturan kim varsa şerefsiz kere şerefsizdir. Milliyetçi ülkücü harekete çirkefçe çamur atıp 2023 seçimlerini zillet ittifakının lehine dönüştürmek için ganimet avcılığına soyunanlar, şerefsiz kere şerefsizdir.

İŞLEYEN YARGI SONUCUNU SABIRLA BEKLEYİP SUİKASTIN MAKSAT VE MOTİVASYONUNUN İÇ ÖRGÜSÜNÜ TAM ANLAMIYLA GÖRMEK, KANAATİMCE EN DOĞRU OLANIDIR”

Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi muazzez bir huyu vardır. O zaman geldiğinde saldırganların, koro halinde zehir saçan müfterilerin ‘bilmiyorduk, farkında değildik, kullanılmışız, kandırılmışız, hata etmişiz, pişmanız’ demelerine hiç kimse aldırış etmeyecektir. Bunların yaptıklarını ne yarına ne de yanlarına bırakacağız. Bizi cinayete karıştırmak için tezvirat üretenleri de hem Allah’a hem de hukuka havale etmek vazifemizdir. İşleyen yargı sonucunu sabırla bekleyip suikastın maksat ve motivasyonunun iç örgüsünü tam anlamıyla görmek, kanaatimce en doğru olanıdır. MHP’nin kurumsal ve tüzel kişiliğini bu cinayetle irtibatlandıranlar, iddialarını ispat etmezlerse şerefsizdir ve onların peşlerini asla bırakmayacağımızı bilmelerinde yarar vardır.

Genel başkan olarak sorumluluk taşıdığım süre içerisinde kendimde sır olarak sakladığım görevden alma nedenlerini yeri geldiğinde paylaşırım. Onlara, şu an yandaşlık yapmış görev kaçkınlarını da o zaman tekrar hatırlatırım. Hayatları boyunca bir ülküdaşımızın elinden tutmamış, şehitlerimize rahmet okumamış, hayrı dokunmamış, dokunaklı ve güzel bir sözüne tesadüf edilmemiş, acımızın ve sevincimizin içinde yer almamış ne kadar haşarat varsa cinayeti malzeme olarak kullanmaktadır.”