Hüseyin Günlü

'Yağmurla yıkanmış ıslak sokaklarda'

9 Mayıs 2019 Perşembe
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

Bir arkadaşımın Konak ikinci beyler sokağındaki kitapevine Süha Bey adında iyi giyimli orta yaşlı bir beyefendi çıkıp gelmişti. Beş yıldır Almanya’daymış. Beyaz fötr şapkasıyla entelektüel birine benziyordu. Kültürlüydü. Çok güzel konuşuyordu. Hamburg’da “Türk Danış.” adlı bir turizm şirketinin yöneticisiymiş.

Almanya’ya gitmek için hazırlandığım günlerdi. Söz Almanya’daki Türk işçilerinden açılınca, Türk işçileri için Almanya’nın düşler ülkesi olmadığı söylemişti. Uzun bir sohbetten sonra kalkıp giderken biraz esprili bir şekilde, “Bir gün yolun Hamburg’a düşerse buluşalım.” diyerek kartvizitini bırakmıştı.   

 Hamburg’a geleli henüz üç-dört hafta olmuştu. Süha Beyle yağmurlu bir şubat akşamı Hamburg’un St. Pauli semtinde Reeperbahn caddesindeki ünlü Cafe House’de ilk kez buluştuk.

Kendisini arayıp sorduğum için çok sevinmişti. Bu sırada Cafe House’de Süha Bey anlattığına göre İkinci Dünya Savaşı yıllarında nasyonal sosyalizmin yasakladığı, “Büyük Özgürlük” filminin, “Reeperbahn Caddesi Gece Saat Yarım” adlı müziği çalıyordu. Müziğin tema’sı, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Reeperbahn Caddesindeki barlarda, birahanelerde ve gece kulüplerinde çalıştırılan hayat kadınların acı dolu dramlarıymış.

Sinema salonu gibi geniş Cafe House’un sigara dumanından göz gözü görmeyen kuytulu köşelerinde masaların etrafında saçı sakalı birbirine karışmış hippi kılıklı kızlı erkekli uyuşturucu kullandığı anlaşılan suskun gençler vardı. 

Yan tarafımızdaki masada içkiyi fazla kaçırdığı için iyice sarhoş olduğu anlaşılan çocuk denecek yaşta çok güzel bir kadınla, pos bıyıklarını ve saçlarını kömür gibi simsiyah boyatmış orta yaşlı sırıtınca ağzındaki altın dişi görünen kütük gibi kaba bir adam vardı.

Birasını her yudumlayıştan sonra elleriyle iterek karşı çıkmasına rağmen genç kadını dudaklarından ve ince askılı kırmızı dekolteli elbisesin meydanda bıraktığı omuzlarını hoyratça öpen adam, bir süre sonra ayakta duramayacak kadar sarhoş genç kadını kolundan sıkıca tutarak, rutubetli bir evin ya da küf kokan bir otelin yatak odasına alıp götürmüştü.

Gecenin sonunda Süha Beyle vedalaştıktan sonra yağmurla yıkanmış ıslak sokaklarda duygularım alt-üst bir vaziyette kaldığım motele doğru yürürken, “Umut çiçekleri’nin” her geçen gün birer birer solduğu düşler ülkesinde, gecenin sinsi kalleş karanlığından geriye, genç güzel kadının biçimli dudaklarındaki karmen kırmızısı rujun masumiyeti kalmıştı.

YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
SOSYAL MEDYADA EGE POSTASI
ARŞİV
YAZARLAR
Mithat Umutoğulları
Bayraklı’da ‘alkol’ tartışması! Sandal CHP’nin mirasını eritiyor
Mithat Umutoğulları
Halil Solak
Dersimiz pandemi, siyaset değil!
Halil Solak
Mustafa Ali Fırtına
Bir erkeğin bir günü…
Mustafa Ali Fırtına
Semra Kocabaş
Üzümler olunca gelin!
Semra Kocabaş
Hüseyin Günlü
'Oğlum, iki parça havyar getir'
Hüseyin Günlü
Halit Umutoğulları
Canın sağolsun Göktuğ
Halit Umutoğulları
ANKET
Yeni sitemizi nasıl buldunuz?
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA EGE POSTASI
ÇOK YORUMLANANLAR
TWITTER'DA EGE POSTASI
EGE POSTASI
Ege Postası
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri