YEREL YÖNETİMLER YEREL POLİTİKA İZMİR GÜNCEL SPOR POLİTİKA DİĞER

TBMM''de üçlü zirve
TBMM''de üçlü zirve

Ünlü türkücü canlı yayında işlediği cinayeti anlattı

AK Partili başkanı yakan fotoğraflar
AK Partili başkanı yakan fotoğraflar

Kritik gün... Meclis olağanüstü toplandı
Kritik gün... Meclis olağanüstü toplandı

Barzani meydan okudu
Barzani meydan okudu

HABERLER>RÖPORTAJ
24 Şubat 2017 Cuma - 17:26

Böke'den Başbakan'a İzmir Marşı kontrası!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, Ege Postası'nı ziyaret etti. Böke, Radyo Egepostası'nda anayasa değişikliği teklifi ve referandum özelinde açıklamalarda bulundu. Böke, propaganda sürecinde sıkça kullanılan İzmir Marşı için CHP'yi eleştiren Başbakan'a yanıt verdi. 

Böke den Başbakan a İzmir Marşı kontrası!
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

EGE POSTASI - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, Ege Postası'nı ziyaret etti. Böke, Ege Postası Genel yayın Yönetmneni Sercan Avcı ve köşe yazarı Mithat Umutoğulları'na anayasa değişikliği teklifi, referandum ve İzmir özelinde açıklamalarda bulundu. 

Böke, Radyo Ege Postası'nda Ege Postası İle Gündem programında şunları söyledi;

KUTUPLAŞMAYA HAYIR!

Yaşananlar hiç normal değil. İki tercihli demokratik hak kullanımı var. Belli tercih kullanacaklara iktidar terörist diyor. Böyle bir ortamda Bu dil kamplaşmayı çok tetikleyen ve demokratik hakkını kullanacakların bu hakkını gasp eden bir yaklaşım. Hayır diyen herkes teröristtir diyorsa iktidar, kendi anlatacak hikayesi olmadığı için, neden evete dair bir anlatısı olmadığı için hayır diyenlere siyasi dille saldırarak siyaset yapmakta sıkışmış görünüyor. Bu siyasi dil uzun süredir bizi birbirimizden ayırmış durumda. Birkaç hafta önce yayınlanan anket vardı. Ayrışmanın kaynağının siyaset olduğunu ortaya koyuyor. Her dört kişiden üçü, kendisiyle aynı partiye oy vermeyenlerle, komşu olmak, iş yapmak istemiyor, çocuklarının çocuklarıyla oynamasını istemiyor. Kimliği, inancı, nerede yaşadığı yüzünden değil, hangi partiye oy verdiğiyle ayrışmış insanlar. Toplumu birbirinden siyaset ayrıştırıyor. Çare de siyasetten gelecek. Başka bir siyasi dil, başka siyaset yapma biçimi, farklı gören değil, ortak paydamızı hatırlayan siyasete ihtiyacımız var. Aksi taktirde Türkiye sosyal olarak en büyük risk bu sosyal ayrışmanın, kutuplaşmanın bizi gittikçe parçalayan bir yapıya dönüştürmesi. Buna da dur demenin yolu var. Kutuplaşmaya hayır, esasında neye hayır dediğimizi söylüyor bence.

UYUMLU BİR PAKET DEĞİL

Biz bir yazsaydık, reçete olarak bunu yazmayacağımız kesin. Uyumlu bir paket değil. Tek hedef var milletten egemenliği alıp tek adam yönetimi inşa etmek için reçete yazılmış. Türkiye'nin gerçek reçeteye ihtiyacı olan birçok sorunu var. Can ve mal güvenliği endişesi var vatandaşın. Bunu hangi partiye oy verirse versin, 80 milyon esasında bu sorunu ortak yaşıyor. Bir sorup bin ah işittiğimiz ekonomi var. Herkes işsizlikten kaygılı, enflasyondan muzdarip, eğitime ve yarının ekonomik düzenine hazırlar mı diye endişesi ve kaygısı var. Bu anayasa değişikliği teklifi ne şiddet ve terör sarmalına son verecek reçete barındırıyor, ne işsizlik, pahalılık, gelir sorununu çözecek reçete barındırıyor, ne çocuklarımızın yarınına hazırlık için ihtiyaç duydukları eğitimin ortaya çıkacağına dair reçete barındırıyor. Oysa Türkiye’nin gerçekten ihtiyacı olan daha çok demokrasi, daha çok özgürlük ve ekonomiye dair yeni çerçeveye ihtiyacımız var. İhtiyaç olan anayasa değişikliği değil, yasal düzenlemeler ve iktidar anlayışının değişmesiyle olur. Önce Türkiye’yi dert edinmek gerekiyor. İktidarın tek derdi var, kendi siyasi geleceğini garanti altına almak. Yoksa 80 milyona aydınlık bir hikaye yazmak değil.

EGEMENLİK 80 MİLYONDAN ALINIP TEK KİŞİYE VERİLİYOR

Gerçek demokrasi kuvvetler ayrılığı üzerine inşa edilir. Yasama yürütme yargının birbirini denetleyebilmesi için ayrı olması lazım. Kuvvet tek elde toplanınca iktidarın gücünü kontrol edecek hiçbir mekanizma kalmaz. Burada yapılmak istenen de üçünü tek elde toplamak. Egemenliği 80 milyondan alıp tek kişiye vermek. Bu tek kişi kim olursa olsun, bu gücü bir süre sonra kendisi için kullanma isteğiyle mutlaka hata yapacaktır. Oysa 80 milyonun bulunduğu, temsiliyetin yüzde yüze ulaştığı meclis, birimizin olası yanlışını düzelterek, hataya daha az imkan yaratacak bir ortam çıkartıyor.

TARAFSIZLIK HİÇ YOK

Paketten şunları hatırlatalım. Düşünün ki Cumhurbaşkanlığı seçimiyle meclis seçimi aynı günde olacak. Seçime giderken o cumhurbaşkanı adayı bir partinin genel başkanı olacak. Adayları belirleyecek. Hem cumhurbaşkanı adayı hem de mecliste kimin seçileceğine dair aday listesini belirleyecek. Aynı gün cumhurbaşkanına ve meclise dair seçimi yapıyorsunuz. Cumhurbaşkanıyla  Mecliste ağırlığı olacak partinin farklı olması imkansız bu siyasi iklimde. Bu cumhurbaşkanı o meclisin çoğunluğunun genel başkanı olacak. Bir kere tarafsızlık hiç yok.Cumhurbaşkanına kararnameler yoluyla yasama yetkisi aktarılıyor. Meclis işlevsizleştiriliyor. Bir de yargının atamasını düşündüğünüzde HSYK’da  13 kişiden yedisini cumhurbaşkanı atıyor. Kalan 6’dan beşini meclis atıyor. Yani HSYK’nın hepsini cumhurbaşkanının atadığı bir Türkiye.Bu koşullarda fiilen ne yaşanacağını merak ediyorsanız, son 2.5 yıla ve özellikle de OHAL dönemine bakmak yeterli. Kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı bir Türkiye’deyiz zaten.  

HAYIR ÇIKACAĞINA EMİNİM

Bu güç kimde olursa olsun o gücün olduğu bir cumhurbaşkanına bir yüksek mahkemenin hayır demesi, mümkün olmayacaktır. Zaten mahkemenin de vekilin atanması da o partinin cumhurbaşkanı olacak genel başkanı tarafından yapılacak. Tarafsızlığın ortadan kalkacağı bütün gücün bir kişide toplanacağı bir Türkiye resmi çiziliyor. Bugün fiili durum yaratarak hukuksuzluk yapanların, yarın yazdıkları hukuka uyacaklarını garanti etmek de mümkün değil. Bunu da beğenmedim yeni anayasa yazacağım deme yetkisini de millet teslim etmiş olacak. Ben onun için hayır çıkacağına eminim.  

GERÇEK DEMOKRASİ MECLİS ÇATISI ALTINDA

15 Temmuz’da hakikaten felaketin köşesinden döndü Türkiye. Sebebi, o gün demokratik güçlerin kendi demokratik haklarını kullanmış olmasıydı. Yani FETÖ’yle el ele kol kola devlet ve siyaset inşa edenler başımıza dert sardılar. Bu başımıza darbe çıkardı. Buna engel olan da demokrasi oldu. Ortak bildiri imzalandı. Gerçek demokrasi meclis çatısı altında yaşandı. Basın herkese mikrofon uzatacak kadar özgür hissetti. Vatandaş ölümü göza alarak sokağa çıkma hakkını kullandı. O gün biz bir şey öğrendik. Darbe yaşanırken, engel olabilecek tek güç daha çok demokrasidir. Baştan beri OHAL olmasın dedik. Çözüm OHAL’de değil. Olağanüstülüğü normalleştirmenin tek yolu var, daha çok demokrasi. Kış lastiği uygulaması, akademisyen ihraç etmek, FETÖ mücadelesi kapsamına girer mi? Herkes tedirgin. OHAL artık sivil darbenin aracı oldu. İktdidar yapmak istediklerini, denetlemeye tabi kalmadan yapmak için kullandığı bir araca dönüştü. Darbe günü, TL'nin dolar karşısındaki değeri 2.92. Ayın 18’inden sonra OHAL başladı. 3 Ekim’e kadar 8 kuruş değer kaybetti. O gün bakanlar kurulundan hükümet sözcüsü OHAL’i uzatacağız dedi. Lira hızla değer kaybetmeye başladı. Bunun sebebi OHAL'in yetki aşımına dönmüş olduğunu bütün ekonomik aktörlerin görüyor olması. Bir türlü normalleşme olmaması, bütün insanları olumsuz etkiliyor. Yatırımcının ilk aradığı şey öngörülebilirliktir. Akademisyene bilim yapma, KOBİ’ye esnafa iş yapma, yarın başına çökebilirim, medyaya eşit fırsat verme, sadece ben konuşulayım diyen yapıyla bu mümkün değil.Şiddetin tırmandığı ortamda can güvenliğiyle ilgili tedirgin olan herkes mal güvenliğine dair de tedirginlik yaşıyor. Güven olmadığı, belirsizliğin olduğu yerde yatırım, gelir adaleti mümkün değil.

SEÇİM BARAJINI KALDIRMAKLA BAŞLAYABİLİRİZ

Bu getirilmiş teklif, yasama, yürütme, yargıyı tek elde toplayınca egemenliği o tek ele veriyor. Cumhurbaşkanı koltuğuna veriyor. O kişinin keyfine göre karar veriliyor. Güç şahsileşiyor. Kurum ve kurallar yok oluyor. Dengeleyen, denetleyen bir şeylerin olması gerekiyor. Ne yargı, ne yürütme denetliyor. Var olan, demokrasi olmaktan çıkıyor. Geçen hafta beş ayrı kanun teklifi verdik. Biz bugünkü rejimin devam etmesini istiyoruz ama demokratik değerlerinin güçlenmesini istiyor ve onu değiştirmek istiyoruz. Gerçek demokrasi herkesin temsil edilmesini sağlamaksa o zaman seçim barajını kaldırmakla başlamalıyız. Tek oyun bile sayılmasını sağlıyorsunuz. Temsiliyeti mümkün kılıyorsunuz. Oysa önerilen anayasa teklifine yüzde 50 artı bir kişi oy alarak bütün Türkiye'yi temsil etme yetkisi veriyorsunuz. Biz de baraj kalksın ki yüzde yüz temsiliyet olsun diyoruz. Gerçek demokrasiye geçiş için yapmamız gereken işler var. Anayasa değişikliğine gerek yok. Hiç vakit kaybetmeden niyeti varsa iktidarın gerçek demokrasiye geçmeye, bizim önerdiğimiz o beş kanun teklifini kabul eder.

PAKETE ŞEKERLEMEK İÇİN DAHİL EDİLMİŞ

Teklifte yer alan 18 yaş maddesi milletvekilliğini hafife almak bana sorarsanız. Gençlerin siyasete dahil edilmesi gerekliliği aşikar. Bunu bir paketi şekerlemek için dahil etmiş olmanın iyi niyetli olmadığını düşünüyorum. 18 yaş maddesinin ortaya çıkaracağı sorunlar mesela, erkekler askere gitmemişler. İşe dahi giremiyorlar bu yüzden. Nasıl vekil olacak. Askerliğini yaptırmayıveririz diyen ciddiyetsiz yaklaşım, niyetin gerçekten gençleri siyasete dahil etmek değil, biz size bir şey verdik, siz de bize oy verin demenin ötesine geçmiyor. İyi bir yarın kuracaksak bu çocuklara yatırım yapmayı öncelemeleyiz. Şeker dağıtıp oy deposu  olarak görmek değil, onlara yatırım yapmak zorundayız. Ben gençlere baktığımda yarınımı görüyorum. Onların yarın üretime dahil olması için, bugün onlara piyasa talep unsuru gibi değil yarının ekonomisini ve Türkiye’yi inşa edecek paydaş gibi görmem gerek. Bu da gence yatırım yapmayı gerektirir. Bugün Türkiye’de her üç gençten biri ne okulda, ne işte. Eğitim yok, iş yok ama ama biz onlara milletvekilliği vadediyoruz. Belki beş tanesine. Bunun üzerinden siyaset olamaz. Niyet gerçekten gençleri siyasete dahil etmek olsa, siyasi fikir belirttiği için, twitter(de yazdıkları için gençler hapse atılır mıydı? Üniversitelerde öğrenci kulüpleri siyaseten kapatılır mıydı? Genç fikirler önemli olsaydı onları yaşatan bilim insanları ihraç edliir miydi. Niyet gençleri siyasete dahil etmekse 18 yaş olabilir. Olmalı da belki. Ama bunun tarifinin milletvekilliği olmadığını bizim anlatmamız gerekiyor. Başını örtmek istediği, şort giydiği için sıkıntı yaşadığını söyleyip ayağa kalkan da siyaset yapıyor. Bize düşen herkesin farklılığını özgürce yaşadığı Türkiye’yi mümkün kılmak. Bunun da yaşla alakası yok. Keşke çocuklarımızı öyle eğitsek de genel müdürlüğe de milletvekilliğine de hazır olsalar. Hangimiz 18 yaşında bir çocuğun ihtiyaçlarını giderecek donanıma sahip yetiştirildiğini söyleyebiliriz. 

VATANDAŞ HEYECANINI İZMİR MARŞIYLA DİLE GETİRİYOR

Türkiye’nin değerleriyle bunca oynamışların, Başbakan'ın bizim marşı Türkiye adına sahiplenmemizden rahatsız olmasını anlamış değilim. Vatandaşlar heyecanlarını İzmir Marşıyla dile getiriyor. İzmir'deki propaganda startının verildiği toplantıda yaptığım çağrıyı İzmir özelinde yaptım ama Türkiye’ye düşen o heyecanı, dağlarda açan çiçeği ve demokrasi ayağaya kaldıran gücü bir Türkiye marşına çevirmektir. Burada meselenin parti değil memleket meselesi olduğunu, bu değerleri ortaklaştırarak yapabiliriz biz. Karşınıza getirilen tercih iktidar seçimi değil. Soru bugün fiilen yaşanın düzenin daha da kalıcı olması için anayasayı değiştireceğiz dedi iktidar. Bu düzen devam etsin mi etmesin mi sorusu soruluyor bize. Umutsuzluk, mutsuzluğun yerine dağlarında çiçek açan bir Türkiye hayali sadece İzmir ve CHP’nin hayali olamaz. Hakikaten bu Türkiye marşı. İşsizlik, kadını yok sayan gencin hayatını zorlaştıran, bizi ayrıştıran bu düzene hayır diyoruz. Bu düzen devam etsin mi sorusunun yanıtı olarak hayırın siyasi bir yanıt olmadığını biliyorum.

SAHADA GÖRDÜĞÜM HAYIR ÇOK KUVVETLİ

Sahada gördüğümü söyleyeyim. İzmir'de CHP'nin kuvvetli olduğu yerde kendi içine dönmüş siyaset üzerine okumuyorum. Mesela Htay'da CHP' nin az oy aldığı ilçelerde gezdim. Konuşma fırsatı bulmuş olanlar, neyin oylandığını anlıyor. Ve hayır diyor. Mesele kişiyle, iktidarla ilgili değil. Mesele gücün milletten alınıp tek kişiye verilmesi, çarpık düzenin devam etmesi olduğunu çok iyi anlıyor. Dinleyememiş olan, henüz konuşulamamış olan kitlede henüz hayır çok net olmayabilir. Biz ne kadar çok anlatırsak, sohbet edebilirsek, kapısını çalmadığımız komşumuzun kapısını çalıp bugünden konuşmaya başlamamız gerek dersek, o kadar çok hayır çıkma şansı var. Sahada gördüğüm hayır çok kuvvetli. Partisini sormadan konuşuyorum. Bu bir iktidar seçimi olsa, bir kararımız var ama bu siyasi parti değil memleket meselesi olduğunu bilen vatandaş, bu öneriyi getiren partiden daha iyi görüyor.  

DEMOKRASİ ADINA ÜZÜCÜ

Bir cumhurbaşkanının siyasi kampanya yürütmesi, bugünkü anayasa devam ederken buna itiraz etmeyen hukuk düzeninin olması, Türkiye’de düzenin değişmesi gerektiğini gösteriyor. Demokrasi adına üzücü... Bu sandığı son olarak değil başlangıç yazmak için fırsata dönüştürmeliyiz. Ben çok umutluyum. Sahada gerçeği görüyoruz. Özgürlük, demokrasi diyen, ayrışmayalım diyen milyonlarının olduğunu ve onların sağduyusunu görüyoruz. Eminiz. Emin olmayan saldırıyor, hırçınlaşıyor. Hikayesi kalmamış. Beni burada tut diyor sadece. Oysa bizim başka derdimiz var.

HAYIRIN TEK SAHİBİ CHP DEĞİL

CHP Türkiye için demokrasiyi getirmiş, bunun derinleşmesi için hep çalışmış bir parti. Referanduma dair yürüteceğimiz kampanya belli. Hayırın tek sahibi CHP değil. Hayal ettiğimiz demokrasiyi yaşatmalıyız. Başka hayırları gölgeleyen her hayırın çıkmasına imkan veren demokrasiye ihtiyaç var. O rozeti kalbimize koymak. Bu rozeti çıkarmamız mümkün değil. O rozet için değil Türkiye demokrasisi için siyaset yapıyorum. Başka hayırlar için kimi zaman yan yana, bazen geride, birlikte söyleyerek hayırları çoğaltmalıyız. CHP Türk bayrağını, demokrasiyi temsil eden her platformun, yarının nasıl olduğuna dair bir işaret olduğunu düşünüyor.

KAMPANYANIN ÖZÜ, UMUT, COŞKU BAŞLANGIÇ!

Kampanyanın özü, umut, coşku, ve bunun bir son değil başlangıç olduğu. Hayır diyeceğiz. Yeniden birlikte hikayenin ilk büyük adımın atacağız. Sonra işimiz çok ama önemli olan ilk büyük adım. Herkese iş düşüyor. Bu tek partinin yapacağı iş değil. Bugün hepimize düşen bizimle aynı siyasi görüşte olmadığı için komşu olmaktan, iş yapmaktan vazgeçtiğimiz insanların kapısını çalmak. Bugün 770 bin kişi işsiz kaldı. Sen de bu dertte ortak mısın diye soracağız. Ortağım diyeceğine eminim. Çözmeye hazır mısın sorusu mutlaka o demokrasiyi inşa edecek. Kapı kapı gitmek CHP’nin işi değil sadece. Herkese görev düşüyor.

YA KALKINACAĞIZ YA DA...

Türkiye’yi birçok açıdan yol ayrımına getiriyor. 2.5 yıldır yaşadığımız devam mı etsin değişsin mi sorusu. 2014, aslında şu anki fiili durumun başladığı yıl. 12 bin 112 dolar kişi başına düşen gelir. 11 bin 14 dolara düştü bir senede.Yarın ne olur diyorsak bu düzen devam ederse, fakirleşmeye devam ederiz. Hayır dersek daha zengin olabiliriz. Tek adamla yönetilen ülkelerde gelir demokrasilere göre yedi kat daha düşük. Gelir 4 binlere mi düşsün, 35 bine mi çıksın? Hayır 35 bine çıkartır. 770 bin kişi işsiz kalmış bu düzen yüzünden. 470 bini kadın. Bu düzende insana insan gözüyle bakılmıyor. Ya kadın, ya Alevi-sünni, Türk-Kürt  gibi görüyor. İnsanı insan gibi görürseniz herkes ekonomiye dahil olur. Hayır dediğimiz şey yoksullaşma, kadını ayrı gören düzen. Ya kalkınacağız bu düzene hayır deyip, kalkınmaya, gelir üretmeye karar vereceğiz ya da yoksulluğu, yokluğu ve sadece bir zümrenin kazandığı bir Türkiye’de hep birlikte yokluk ve yoksulluğa gideceğiz.

İZMİR TÜRKİYE'DEKİ SONUCU DEĞİŞTİRME KAPASİTESİNE SAHİP

İzmir Türkiye’nin sonucunu değiştirebilme kapasitesine sahip. İzmir’in demokrat sevdalıları, özgürlüğü yaşatan bir kentin Türkiye’ye yayması için bu sandığı fırsat bilsinler. Farklılıkları yok sayacağımız demokrasi şölenini o kapıyı çalarak yapsın. Herkes sandığa giderek, hayırlı oy kullanarak, komşularını sandığa götürerek oy sayılana kadar bekleyerek, bambaşka yarını İzmir’den yazabilirler. Her birine çok ihtiyacımız var.

KAHVERENGİ FIŞKIRACAK

16 Nisan'da sandıktan 'hayır' çıkacak. Toprağın rengi kahverengi, her yerden fışkıracak. Gerçek demokrasi yazıp yaşartacağız.

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Aksünger'den parti içi mesaj yağmuru!
 
Bir günde kazalara iki can
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Burcu kaya-buca 25 Şubat 2017 Cumartesi 06:30

Selin Sayek Böke muhteşemsiniz.sizin hayranınızm

Yorumu oyla      0      0  
Eşfak Erbay 24 Şubat 2017 Cuma 18:39

Bu harika sunumunuz için sizlere teşekkürler... #HAYIR

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABARLER
Aksünger'den parti içi mesaj yağmuru!
CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ...
Levent Piriştina 2 yılını anlattı!
Buca Belediye Başkanı CHP'li Levent Piriştina, Ege Postası Genel Yayın ...
Durak ve Şahin'inden parti içi kritik mesajlar!
CHP'de kurultayın ardından parti kamuoyunda ses getiren örgüt turuna çıkan ...
 
Akpınar, Ege Postası'na misafir oldu
CHP'nin 'kalesi' olarak nitelendirilen Karşıyaka'da belediye başkanlığında ...
Başkan Pekdaş Ege Postası'nı ağırladı
Konak Belediye Başkanı CHP’li Sema Pekdaş, Ege Postası’nı ağırladı. Başkan ...
Aytun Çıray ile A'dan Z'ye
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Egepostası’na konuştu, Türkiye ve ...
 
Sercan Avcı sordu, Ömrü Şanlı yanıtladı
Ege Postası Genel Yayın Yönetmeni Sercan Avcı, Kordon İş Adamları Derneği ...
Neptün Soyer'le dobra dobra
Seferihisar Belediye Başkanı CHP'li Tunç Soyer'in, yeniden siyasete adım ...
Yüksel, basından öğrendiği o ziyareti Ege Postası'na değerlendirdi
CHP İzmir'de son dönemde ilçe başkanlarının bireysel ve gruplar halinde ...
 
SOSYAL MEDYADA EGE POSTASI
ARŞİV
YAZARLAR
Mithat Umutoğulları
AK Parti’de neler oluyor!
Mithat Umutoğulları
Halit Tunç
En günahsız olanınız rekötre ilk taşı atsın
Halit Tunç
Yakup Uykutalp
Huzurla bekleyen umutlar...
Yakup Uykutalp
Mustafa Ali Fırtına
Sandık
Mustafa Ali Fırtına
Hüseyin Günlü
'Sezuan’ın İyi İnsanı'
Hüseyin Günlü
RÖPORTAJLAR
'CHP'de tek adam sultası bitiyor' 'CHP'de tek adam sultası bitiyor'
'CHP'de tek adam sultası bitiyor'
Egepostası ile Gündem’de çarpıcı açıklamalar: ‘CHP ya bir  yol bulacak ya bir yol açacak’
Egepostası ile Gündem'de çarpıcı açıklamalar: ‘CHP ya bir  yol bulacak ya bir yol açacak'
Nakçı’nın 'Yıldırım' eleştirisi stüdyoyu karıştırdı!
Nakçı'nın 'Yıldırım' eleştirisi stüdyoyu karıştırdı!
Karabağlar analizi: Başkanın önünde düğmeni iliklersen…
Karabağlar analizi: Başkanın önünde düğmeni iliklersen…
Soylu: Ahbap-çavuş ilişkisiyle olmaz
Soylu: Ahbap-çavuş ilişkisiyle olmaz
ANKET
Yeni sitemizi nasıl buldunuz!
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA EGE POSTASI
ÇOK YORUMLANANLAR
TWITTER'DA EGE POSTASI
EGE POSTASI
Ege Postası
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri